KÜNYE
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2011/264 E., 2012/5124 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Nisan 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
528 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacılar vekili, davalı tarafa zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı araç sürücüsünün kusurlu hareketi ile meydana gelen kazada desteklerinin öldüğünü belirterek, davacılar için 14.548'er TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre; davanın kabulü ile, davacılar için 14.548'er TL.nin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.
Borçlar Kanununun 45/2. maddesinde "ölüm neticesi olarak diğer kimseler müteveffanın yardımından mahrum kaldıkları
takdirde, onların bu zararlarını da tazmin etmek lazım gelir” hükmüne yer verilmiştir. Destekten yoksun kalma tazminatı, desteğin ölümü nedeniyle yoksun kalınan maddi zarar olup amaç zarar görenlerin malvarlığındaki eksilmeyi giderme olduğuna göre, destek hayatta iken elde ettiği düzenli ve sürekli gelir miktarının tespiti gerekmektedir.
Davalı tarafından ölen yolcuların hatır için taşındıkları ve ehliyetsiz sürücünün kullandığı istiap haddinden fazla yolcu taşınan araca binmek nedeniyle ölenlerin müterafik kusuru bulunduğu savunulduğu halde mahkemece bu konular değerlendirilmeden yazılı şekilde karar verilmiştir.
Hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığından, bu gibi taşımalarda BK.nun 43. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Bu itibarla, öncelikle bu savunma üzerinde durularak mahkemece taşımanın hatır için olup olmadığı, tarafların yakınlığı, varsa hatır için taşımanın kimin arzusu ve ne amaçla yapıldığı, yani olayın özel şartları gözönüne alınarak araştırılmalı, hatır taşıması olduğunun anlaşılması halinde bilirkişi tarafından hesaplanan destekten yoksun kalma tazminatından uygun oranda indirim yapıldıktan sonra poliçe limiti dikkate alınarak karar verilmesi gerekir.
Keza, murisin sürücü belgesi bulunmayan sürücünün kullandığı istiap haddinden fazla yolcu taşınan araca binmelerinin BK’nun 44.maddesi gereğince müterafik kusur oluşturup oluşturmayacağı değerlendirip tazminat tutarından belirlenecek kusur oranında indirim yapılması gerekip gerekmediğinin açıklığa kavuşturulması icap ederken bu konuda her hangi bir araştırma yapılmadan hüküm kurulmuş olması da doğru görülmemiştir.
3-2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 99/1 maddesi ile Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortasının Genel Şartlarının B-2 maddelerinde sigortacının, zararın ihbarı ve gerekli belgelerin kendisine bildirildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortasının poliçe limiti dahilinde tazminatı ödemekle yükümlü olup bu sürenin sonunda ödeme yapılmadığı takdirde temerrütün gerçekleşeceği öngörülmüştür. O halde, davalı ... şirketine davacılar tarafından dava tarihinden önce yapılmış bir ihbar bulunup bulunmadığının tespiti ile yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda temerrüt tarihinin belirlenmesi, ihbar un kabulü gerekirken, yazılı olduğu şekilde davalı ... şirketinin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizden sorumlu tutulması isabetli görülmemiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2011/264, K. 2012/5124, 24 Nisan 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama