KÜNYE
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2011/2878 E., 2011/11551 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Aralık 2011
- Mahkemesi
- İcra Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
683 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı (üçüncü kişi) vekili, ... 1. İcra Müdürlüğü’nün 2009/9772 Takip sayılı dosyasında yapılan 06.07.2010 günlü hacze konu menkullerin ve kasadan alınan paranın üçüncü kişiye ait olduğunu, borçlularla ilgisinin bulunmadığını, belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına ve tazminata karar verilmesini istemiştir.
Davalı (alacaklı) vekili, hacizde borçlu ... Ltd. Şti.ne ait evrakların ele geçtiğini ve daha önceki hacizlerde borçlu çalışanı olarak yer alan şahısların hazır bulunduğunu, İİK’nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin borçlu yararına olduğunu ve ispat yükü altında olan üçüncü kişinin karinenin aksini kanıtlamaya elverişli delilleri sunamadığı, ayrıca borçlu şirket ortakları ve davacı arasında akrabalık bağı nedeni ile organik bağ bulunduğunu, üçüncü kişinin borçluların faaliyetini sürdürdüğünü belirterek davanın reddine ve tazminata karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı (borçlu şirket.) yetkilileri, haciz adresi ve mahcuzlarla bir ilgilerinin bulunmadığını savunmuşlardır.
Mahkemece toplanan delillere göre: “davacı ile borçlu şirket ortakları arasında hısımlık nedeni ile organik bağ bulunduğunun belirlendiği, alacaklıdan mal kaçırmak için danışıklı işlemler yapıldığı, öte yandan sunulan faturaların
miktar ve tür olarak mahcuzları kapsayabileceği, ancak demirbaş nitelikteki makineler için belge sunulamadığı, sunulan delillerin her zaman temini mümkün belgelerden olup istihkak iddiasını kanıtlamaya elverişli olmadığı, takip teminat karşılığı durdurulduğu için tazminata ilişkin koşulların gerçekleştiği“ gerekçesi ile davanın reddine ve alacaklı lehine tazminata karar verilmiş; hüküm, davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1.Dava, 06.07.2010 günlü hacze konu mahcuzlara ilişkin üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası niteliğindedir.
Davacı haciz adresinde 26.06.2010‘dan itibaren faaliyete başladığını iddia etmektedir. Aynı yerde yapılan bir önceki hacizde ise (İİK’nun 8/son maddesi uyarınca aksi sabit oluncaya kadar geçerli haciz tutanağına göre) borçlu ... Tekstil Ltd. Şti.nin faal olduğu belirlenmiştir. Zaten ticaret sicil kayıtlarına göre de adı geçen borçlu şirket bu adresteki faaliyetine 14.06.2010’da son vermiştir.
Davacı tarafın bu olguların gerçekliğine yönelik bir itirazı yoktur ve 10.06.2010 günlü hacze yönelik istihkak iddiasında da bulunulmamaktadır. Buna rağmen gerekçede söz konusu hacze konu makinelerle ilgili belge ya da fatura sunulmadığı belirtilerek dava konusunun tespitinde hataya düşüldüğü görülmüştür.
İcra dosyası içinde sunulan dilekçede de dava dilekçesinde sadece 06.07.2010 günlü hacze konu eşyalara ilişkin istihkak iddiasında bulunulmaktadır.
Ne var ki, borçlu şirketlerin ortakları ile akrabalık bağı bulunan davacı, borçlu şirketin hemen ardından aynı yerde faaliyete başlamıştır ve hacizde de borçluya ait çok sayıda belge ele geçmiştir. Bu durumda istihkak iddiasının alacaklıdan mal kaçırmak için danışıklı olarak ileri sürüldüğünün kabulü yerindedir. Bu nedenle yukarıda değinilen ve dava konusunun belirlenmesi ile ilgili yapılan yanlışlık sonuca etkili görülmeyerek tek başına bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya içindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı üçüncü kişi vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2.İstihkak davalarında alacaklı yararına tazminata hükmedilebilmesi için İİK’nun 97/13. maddesinde aranan tüm koşulların bir arada bulunması gerekir. Buna göre istihkak iddiasının reddinin yanı sıra teminat karşılığında takibin talikine de karar verilmiş olmalıdır. Esasen burada düzenlenen tazminat niteliği itibarı ile de kötü niyet ya da inkâr değil gecikme tazminatı olarak değerlendirilmelidir.
Somut olayda üçüncü kişinin açtığı dava reddedilmiş ise de, takip ertelenmediğinden mahcuzlar üzerindeki haciz de devam etmektedir. Tensip ara kararı ile verilen yediemin değişikliği kararı ise yasanın aradığı nitelikte bir erteleme kararı değildir. Alacaklı her zaman mahcuzların satışını isteyip alacağına kavuşma olanağına sahiptir.
Tazminata ilişkin yasal koşulların oluşmadığı dikkate alınmadan yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Ne var ki belirtilen bu yanlışlığın giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden 6100 sayılı HMK.nun geçici 3/2 maddesi delaletiyle HUMK’nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2011/2878, K. 2011/11551, 1 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama