KÜNYE
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2011/6022 E., 2011/11679 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Aralık 2011
- Mahkemesi
- İcra Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
506 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı üçüncü kişi ile davalı alacaklı vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı (3.kişi) vekili, davalı alacaklı tarafından müvekkilinin kardeşi olan borçlu aleyhine yürütülen takipte, Köprübaşı İcra Müdürlüğünün 2008/46 Tal. sayılı dosyasından uygulanan 01.8.2008 tarihli haciz işleminde, borçlu ile ilgisi bulunmayan müvekkiline ait menkullerin haczedildiğini ileri sürerek haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı (alacaklı) vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece; mahcuz malların davacıya ait olduğu ve davacının üzerine düşen ispat yükünü yerine getirdiği, davalı alacaklı tarafın soyut beyanlar dışında kanıt sunamadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile mahcuzlar üzerindeki haczin kaldırılmasına karar verilmiş, hüküm davalı (alacaklı) vekili ile davacı (3.kişi) vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere göre, davacı 3.kişi vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, 3.kişinin İİK’nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak açtığı istihkak davasına ilişkindir.
Dava konusu taşınır mallar 01.8.2008 tarihinde belediye açık pazar yerinde davacı 3.kişinin babası olan davalı (borçlu-icra kefili) ...'un huzurunda haczedilmiştir. Davacı 3.kişinin vergi mükellefi olarak kayıtlı bulunduğu adresteki işyeri ile borçlunun bir bağı görünmüyor ise de; davalı takip borçlusu ... ile davacı 3.kişi kardeş olup,
borçlu ... Cad.No:22/B adresinde 01.11.2006 ila 31.10.2007 tarihleri arasında şube işyeri olarak ticari faaliyette bulunmuştur. Bu adres aynı zamanda icra takibinin de yapıldığı adrestir. Takip konusu borcun doğum tarihi 01.12.2007 ve 10.12.2007 tarihleridir.
Davacı 3.kişi borcun doğum tarihlerine çok yakın bir tarih olan 01.11.2007 tarihinde yukarıda belirtilen adreste borçlu ile aynı konuda ticari faaliyete başlamıştır. Söz konusu adres, aynı zamanda borçluya ödeme emrinin tebliğ edildiği adrestir. Ödeme emrini tebellüğ eden kişi borçlunun ve 3.kişinin babası olan davalı (borçlu-icra kefili) ...'tur.
Davacı 3.kişi, dava konusu takipten sonra, ancak haciz tarihine yakın bir tarih olan 01.5.2008 tarihinde işyerini başka adrese nakletmiştir.
Öte yandan, dava konusu hacizden önce, başka takip dosyasından yukarıda belirtilen adreste 02.1.2008 tarihinde borçlunun huzurunda haciz işlemi uygulanmıştır. 22.2.2008 ve 08.4.2008 tarihlerinde borçluya ait işyerinde uygulanan haciz işlemlerinde de baba ... hazırdır. Dosya kapsamından, ...'un da daha önceden aynı iş kolunda ticari faaliyette bulunduğu anlaşılmaktadır. Tanıklar da 3.kişi ile davalı borçluların birlikte iş yaptıklarını belirtmişlerdir.
Buna göre, davacı 3.kişi ile borçluların birlikte ticari faaliyette bulundukları, dava konusu mahcuzları birlikte ellerinde bulundurdukları ve İİK’nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesinin borçlu dolayısı ile alacaklı yararına olduğu, borçlu ile 3.kişi tarafından alacaklıdan mal kaçırmaya ve hacizleri önlemeye yönelik muvazaalı işlemler yapıldığı kabul edilmelidir. Davacı 3.kişi tarafından ibraz edilen ve her zaman temini mümkün olan vergi kaydı, faturalar ve adi nitelikli kira sözleşmesi ile yasal mülkiyet karinesinin aksinin kesin ve güçlü delillerle ispat edildiğinden de söz edilemez.
O halde, açıklanan hukuki ve maddi olgular karşısında, mahkemece, davanın reddine karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2011/6022, K. 2011/11679, 5 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama