KÜNYE
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2011/7251 E., 2012/2038 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Şubat 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
582 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili ve davalı .... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
- KARAR -
Davacı vekili, müvekkiline ait otobüse, davalı ... tarafından kiralanan, diğer davalıların maliki ve sürücüsü olduğu aracın arkadan çarparak hasarlanmasına neden olduğunu, kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün tam kusurlu olduğunu iddia ederek 12.000 TL kazanç kaybı ile 1.500 TL çekici ücretinin kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davanın kısmen kabulüne, 2.738 TL kazanç kaybı ile 1.500 TL çekici ücreti toplamı 4.238 TL tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ... Kargo Servisi A.Ş.'den müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalı ... Demirkol'a yönelik davanın pasif sıfat (husumet) yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ve davalı .... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı tarafça temerrüt faizi olarak avans faiz istenilmiştir. Kazaya neden olan kamyon ticari araç olup ticari faaliyet esnasında kazaya neden olmuştur. O halde, davada temerrüt faizi olarak ticari faiz niteliğindeki avans faizine hükmedilmesi gerekirken yasal faize hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
2-2918 sayılı KTK.'nun hükümlerine göre, trafik kaydı "işletenin" kesin olarak gösteren bir karine değilse de, onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Ancak, trafik kaydına rağmen işletenliğin 3. kişi üzerinde bulunmasını engelleyen bir yasa hükmü yoktur.
Aynı yasanın 3. maddesinde, "İşleten: Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alacı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır." şeklinde tanımlanmıştır.
Aynı kanunun 85. maddesinde ise, "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde, moturlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar." hükmüne yer verilmiştir.
Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, araç malikleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılması için bir başka kimseye devir edilmesi halinde (kısa bir süre için kiralanmaması kaydıyla) artık üzerindeki fiili hakimiyeti kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o araca kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekir.
Bunun sonucu olarak da araç maliki sorumlu tutulmamalıdır. Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında, kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde, kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedir.
Somut olayda, davalı .... ile araç maliki ... arasında yapılmış uzun süreli bir kira sözleşmesi yoktur. Davalı tarafça sunulun taşıma sözleşmesi içeriğinden, aracın bir nakliye işi için görevlendirildiği, araç sürücüsünün ise araç maliki ...'un oğlu olan diğer davalı ... olduğu görülmüştür. Bu itibarla, aracı işletenin araç maliki olan davalı ... olduğunun kabulü ile belirlenen zarardan sorumlu olduğuna hükmetmek gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davalı ... Kargo Servisi A.Ş.'nin işleten olarak kabul edilerek sorumluluğuna hükmedilmesi isabetli olmamıştır.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2011/7251, K. 2012/2038, 23 Şubat 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama