KÜNYE
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2011/8103 E., 2012/4352 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Nisan 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
444 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili davalı ...’ın müvekkiline olan borcu nedeniyle hakkında yaptıkları icra takibi sırasında borcuna yetecek haczi kabil malının bulunmadığını ancak alacaklılardan mal kaçırmak amacı ile kendisine ait taşınmazı davalı ...’a sattığını onun da diğer davalı ...’a sattığını öne sürerek muvazaalı olarak yapılan tescilin iptalini veya icra dosyasından satılmasına izin verilmesini talep etmiştir.
Davalılar davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece İİK.nun 277 ve devamı maddelerinin uygulanması koşullarının oluşmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davanın İİK.nun 277 ve devamı maddeleri uyarınca açılan tasarrufun iptali isteğine ilişkin olup koşulları oluşmayan davanın reddine karar verilmiş ise de verilen karar dosya içeriğine uygun düşmemektedir.
Bir davada taraflarca öne sürülen maddi olayların hukuki değerlendirmesini yapmak, uygulanacak yasa maddelerini bulmak ve uygulamak 1086 sayılı HUMK'nun 76.(6100 sayılı HMK.nun 33)maddesi gereğince hakimin doğrudan görevidir.
İİK.nun özü ve amacı dikkate alınarak iptal davası; borçlunun alacaklısını zarara uğratmak kastıyla mal varlığından çıkarmış olduğu, mal ve hakların veya bunların yerine geçen değerlerin, tasarruftan zarar gören alacaklının, alacağını elde etmesi amacıyla dava açarak tekrar borçlunun mal varlığına geçmesini sağlaması şeklinde tanımlanabilir.
İptal davaları ile güdülen amaç; bir alacağın tamamının yada bir kısmının tahsiline olanak bırakmamak amacıyla, borçlu tarafından yapılan bir taraflı hukuksal işlemlerle, borçlunun amacını bilen veya bilmesi gereken kimselerle yapılan bütün hukuksal işlemlerin hükümsüzlüğünü sağlamak ve bu yol ile alacağı tahsil etmektir.
Ayrıca İİK.nun 277 ve devamı maddeleri uyarınca açılan tasarrufun iptali davalarında alacaklı tarafından yapılan ve kesinleşen bir icra takibinin bulunması, bu takip sırasında alacağını tahsil edememesi ve aciz belgesi alması ve dava açmak için 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçmemesi davanın ön koşuludur.
Somut olayda; davacı tarafından davalı ... hakkında icra takibi yapılmış ve kendisine ait taşınmazı alacaklılarından mal kaçırmak amacıyla davalı ...’a, onun da diğer davalı ...’a sattığı ileri sürülerek yapılan satışın ve tapunun iptali talep edilmiş, dosyaya aciz belgesi ibraz edilmemiştir. Yargılama sırasında da davacı taraf davanın BK.nun 18. maddesine göre incelenip hükme bağlanmasını istemiştir.
Bu durumda davacının davasını özellikle BK.nun 18.maddesine dayalı olarak açtığını bildirmesi ve dava açma hakkını muvazaa yönünde tercih etmiş olması karşısında mahkemece davanın BK.nun 18. maddesindeki genel muvazaaya dayalı tapu iptal ve tescil istemi doğrultusunda değerlendirilmesi, tarafların iddia, savunma ve delillerinin bu yönde incelenip sonuçlandırılması gerekirken yazılı olduğu üzere yanlış değerlendirme sonucu davanın reddine karar verilmiş olması doğru bulunmamıştır.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2011/8103, K. 2012/4352, 10 Nisan 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama