KÜNYE
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2011/8659 E., 2011/9428 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Ekim 2011
- Mahkemesi
- İcra Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
345 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı 3.kişi vekili, Antalya 1. İcra Müdürlüğünün 2009/14543 takip sayılı dosyasından, 29.05.2009 tarihinde davacıya ait olan ve borçluya möbleli olarak kiraya verdiği evdeki eşyaların haczedildiğini belirterek, İİK”nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak istihkak davasının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, mülkiyet karinesinin borçlu yararına olduğu ve kira sözleşmesinin borcun doğumundan sonra düzenlendiğinden ve haksız açılan davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı borçlu duruşmalara katılmamış ve cevap dilekçesi sunmamıştır.
Mahkemece, haciz adresinin borçluya möbleli olarak kiraya verildiği eşyaların tapuya teferruat olarak takip tarihinden önce kaydedildiğinin anlaşıldığından bahisle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava 3.kişinin, İİK’nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak açtığı istihkak davasına ilişkindir.
Dava konusu haciz 29.05.2009 tarihinde, borçluya ait adreste yapılmıştır. Buna göre İİK’nun 96/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesi borçlu dolayısı ile davalı alacaklı yararınadır. Bu yasal karine aksinin davalı 3.kişi tarafından kesin ve güçlü delillerle ispatlanması gerekmektedir.
Dosya içerisindeki belgelerden, takip dayanağı borcun 17.07.2008 tarihinde tanzim edilmiş bonodan kaynaklandığı, bu tarihten sonra haciz yapılan ev 25.02.2009 tarihinde ipotekli olarak davacı 3.kişiye satılmış, 01.03.2009 tarihinde borçlu tarafından davacıdan kiralanmış ve davacı iddiasına göre borçluya ait ev eşyaları da satın alınarak yine bu tarihten sonra 17.03.2009 tarihinde teferruat olarak tapuya tescil edilmiştir. Ülkemizde ev eşyalarının tapuya teferruat olarak kaydedilmesi gibi bir uygulama olmadığı gibi borçlunun kullandığı eşyaların davacıya satışına ilişkin bir belge sunulmamış, doğrudan teferruat olarak davacı adına kaydedilmiştir.
Yapılan bu işlemlerin, borçluya ait ev eşyalarının haczini engellemeye yönelik danışıklı işler olduğu ve alacaklının haklarını etkilemeyeceği açıktır.
Bu durumda, davacı 3.kişinin davasının reddine karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2011/8659, K. 2011/9428, 18 Ekim 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama