KÜNYE
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2011/8950 E., 2011/10235 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Kasım 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
457 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili davalılardan ...’ın müvekkiline olan borcu nedeniyle hakkında yaptıkları icra takibi sırasında borcuna yetecek haczi kabil malının bulunmadığını ancak alacaklılardan mal kaçırmak amacı ile kendisine ait taşınmazı diğer davalıya sattığını öne sürerek yapılan tasarrufun iptalini talep etmiştir. Davalı ... davanın reddini savunmuş, diğer davalı ise davalı ...’nın kendisini kandırarak taşınmazını elinden aldığını beyan etmiştir. Mahkemece tasarrufun mal kaçırmak amacı ile yapılması nedeniyle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, İİK.277 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. İİK.nun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz yada iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da "iyiniyet kurallarına aykırılık" nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır.
Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir. Bu yasal nedenle iptal davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nisbi nitelikte yasadan doğan bir dava olup; tasarrufa konu malların aynı ile ilgili değildir.
Aynı yasanın 282. maddesi gereğince iptal davaları borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimseler ile bunların mirasçıları aleyhine açılır. Ayrıca, kötüniyetli üçüncü şahıslar hakkında da iptal davası açılabilir.
Yine İİK’nın 283/II maddesine göre de iptal davası, üçüncü şahsın elinden çıkarmış olduğu mallar yerine geçen değere taalluk ediyorsa, bu değerler nispetinde üçüncü şahısın nakden tazmine (davacının alacağından fazla olmamak üzere) mahkûm edilmesi gerekir. Bu ihtimalde 3. kişinin sorumlu olduğu miktar, elden çıkarılan malın o tarihteki gerçek değeridir.
Somut olayda davalı borçlu ...’ın dava konusu taşınmazı 01.07.2009 tarihinde davalı ...’e onun tarafından da 31.12.2009 tarihinde ...’a sattığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda davacı tarafa dördüncü kişi ... hakkında iptal istemi olup olmadığı, diğer bir ifade ile davasını bedele dönüştürüp dönüştürmediğinin sorulması, taşınmazı satın alan ...’ın kötü niyetli olduğunun ileri sürülmesi halinde adı geçen kişinin davaya dahil edilmesi ve kendisine tebligat yapılarak taraf teşkilinin sağlanması, aksi halde üçüncü kişi olan ... hakkındaki davanın tazminat isteğine dönüştüğü kabul edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı olduğu üzere karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2011/8950, K. 2011/10235, 3 Kasım 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama