KÜNYE
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2011/9079 E., 2011/11680 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Aralık 2011
- Mahkemesi
- İcra Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
617 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki istihkak ve istihkak iddiasının reddi davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı (3.kişi) vekili, davalı alacaklı tarafından borçlu aleyhine yürütülen takipte ... İcra Müdürlüğünün 2007/711 Tal. sayılı dosyasından 17.5.2007 tarihinde uygulanan haciz işleminde borçlu ile ilgisi bulunmayan müvekkiline ait işyerindeki menkullerin haczedildiğini ileri sürerek haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı (alacaklı) vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı (borçlu) vekili, davalı alacaklının SGK kayıtlarının müvekkili şirkette olduğunu savunmuştur.
Alacaklı ... tarafından Fatih İcra Hukuk Mahkemesinin 2007/1266 Esas sayılı dosyası ile İİK.nun 99.maddesi uyarınca 3.kişinin istihkak iddiasının reddi istemiyle açılmış olan dava dosyası bu dosya birleştirilerek yargılamaya devam edilmiştir.
Mahkemece, aynı davacı 3.kişinin başka alacaklılar aleyhine İİK.nun 96 ve devamı maddeleri uyarınca, bir kısım alacaklının da 3.kişi aleyhine İİK.nun 99.maddesi uyarınca açmış olduğu dava dosyalarının da bu dosya ile birleştirilerek yapılan yargılaması sonunda davanın kabulüne dair verdiği karar davalılar (alacaklılar) vekilinin temyizi üzerine, Yargıtay 21.Hukuk Dairesinin 12.3.2009 gün ve 2008/7169-2009/3710 sayılı ilamı ile “davaların alacaklıları ile icra dosyalarının farklı olduğu, aralarında zorunlu veya ihtiyari dava arkadaşlığı bulunmadığı,
aralarında bağlantı bulunmayan davaların birleştirilmesinin doğru olmadığı ve davaların HUMK.nun 46.maddesi gereğince ayrılarak görülmesi” gerektiğinden bahisle bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda; borçlu ile 3.kişi şirketlerin ayrı tüzel kişiliklere sahip olduğu, şirketlerin ortaklarının aynı olmasının başka bir şirketin borcu nedeniyle diğer şirketin de borçtan sorumlu olmasını gerektirmediği, alacaklının davacı 3.kişi şirkette çalışmayıp borçlu şirkette çalıştığı, adreslerin farklı olduğu gerekçesiyle, asıl davada; davanın kabulü ile 17.5.2007 tarihinde haczedilen mahcuzlar üzerindeki haczin kaldırılmasına,
birleştirilen davada; alacaklının İİK.nun 99.maddesi gereğince açmış olduğu davanın reddine karar verilmiş, hüküm davalı (alacaklı) vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 3.kişinin İİK’nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak açtığı istihkak davası ile birleştirilen dosya yönünden de davacı alacaklının İİK’nun 99.maddesine dayalı olarak açtığı 3.kişinin istihkak iddiasının reddi istemine ilişkindir.
Mahkemece yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, verilen karar dosyada mevcut delillere uygun düşmemektedir.
Takibin dayanağı borç, davalı-davacı (alacaklı) ...'ın davalı borçlu şirkette 1994-1998 yılları arasındaki çalışmalarından kaynaklanan ve mahkeme ilamına dayalı işçi alacağı niteliğindedir. Dava konusu 17.5.2007 tarihli haciz işlemi davacı 3.kişi şirketin işyerinde yapılmış ve ilk bakışta 3.kişi ile borçlu şirketler farklı tüzel kişilikler şeklinde görünse de, dosyadaki bilgi ve belgelere göre, 3.kişi şirket ile borçlu şirketin ortakları aynı kişilerden oluştuğu gibi, eski ve yeni ortaklar arasında da aynı benzerlikler olduğu görülmektedir. Öte yandan, 3.kişi
ve borçlu şirketlerin ünvanlarının da aynı olduğu, aynı/benzer sektörlerde ticari faaliyette bulundukları, aynı adreslerin ortak olarak kullanıldığı anlaşılmaktadır. Şöyle ki; mevcut Ticaret Sicil kayıtlarında, her iki şirketin de aynı adreslerde ticari toplantılar yaptıkları görüldüğü gibi, borçlu ve 3.kişi şirketlerin 01.11.2009 tarihinden itibaren tamamen aynı adresleri ticari merkezleri olarak kullanmaya başladıkları anlaşılmaktadır.
Buna göre, borçlu ve 3.kişi şirketlerin görünürde farklı tüzel kişiliklere sahip olmalarına karşın, ünvanları, ortaklık yapıları, iş kolları ve adresleri itibariyle iç içe ve tam bir organik bağ içerisinde bulundukları açık olup, aralarında alacaklılardan mal kaçırma amacına yönelik danışıklı işlemler yapıldığı, yapılan bu işlemlerin ise alacaklının haklarını etkilemeyeceği, mahcuzların borçlu ile 3.kişi tarafından birlikte ellerinde bulundurulduğu ve İİK’nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesinin borçlu dolayısı ile davalı alacaklı yararına olduğu kabul edilmelidir.
Davacı 3.kişi tarafından sunulan delillerle bu yasal karinenin aksinin kesin ve güçlü delillerle ispatlandığından söz edilemez.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2011/9079, K. 2011/11680, 5 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama