KÜNYE
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2011/9594 E., 2011/9934 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Ekim 2011
- Mahkemesi
- İcra Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
559 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı 3.kişi vekili ve davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı (üçüncü kişi) vekili, Bursa 8. İcra Müdürlüğü’nün 2004/10909 takip sayılı dosyasında yapılan 10.12.2004 günlü haczin yapıldığı iş yerinin borçlu ile ilgisinin bulunmadığını, üçüncü kişinin faaliyet adresi olduğunu, mahcuzların da dava ve takip dışı bir firmadan fatura karşılığında bedeli ödenerek satın alındığını, davacı ortaklarının borçlu şirketin eski çalışanları olmasının tek başına muvazaayı kanıtlayamayacağını, hacizde ele geçen tasdiksiz formların örnek teşkil etmesi için borçludan istendiğini, haczin kötü niyetli olarak yaptırıldığını belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına ve tazminata karar verilmesini istemiştir.
Davalı (alacaklı) vekili, davacı ortaklarının borçlu şirketin eski çalışanı olduğunu, hacizde Borçluya ait belgelerin ve çok sayıda faturanın ele geçtiğini, belgelerin günlük yapılan iş miktarı için tutulan evraklar olması nedeni ile borçlunun haciz adresinde faaliyet gösterdiğinin anlaşıldığını, faturaların ise borçlunun üçüncü kişiye çok sayıda makine devretmesi ile ilgili olduğunu, ancak bununla ilgili üçüncü kişi ortakları ile vekillerinin haciz sırasında birbiri ile çelişen açıklamalarda bulunduklarını, alacaklıdan mal kaçırmak için danışıklı işlemler yapıldığını, belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece toplanan delillere göre: “mahcuzların borçlu ile ilgisinin kanıtlanamadığı“ gerekçesi ile davanın kabulüne ve davacı yararına tazminata karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiş.
Yargıtay yüksek 21. Hukuk Dairesi’nin 21.10.2008 gün, 22419-16233 sayılı kararı ile “davacı ortaklarının borçlu şirketin eski çalışanı olduğu, hacizde borçluya ait güncel belgelerin ele geçtiği, alacaklıdan mal kaçırmak için danışıklı işlemler yapıldığı” belirtilerek davanın reddi gerektiği gerekçesi ile hüküm bozulmuştur.
Mahkemece uyma kararı verilerek yapılan yargılama sonucunda: bozma ilamı doğrultusunda davanın reddine ve alacaklı vekili yararına maktu vekalet ücretine karar verilmiş; hüküm, davacı üçüncü kişi vekili tarafından ve vekalet ücreti yönünden de davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere, uyulan bozmaya göre; davacı üçüncü kişi vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2.Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası niteliğindedir.
İstihkak davalarında, İİK’nun 97/11. maddesi hükmünce, genel hükümler dâhilinde basit yargılama usulü uygulanır.
Buna göre davanın kabulü halinde haksız çıkan taraf aleyhine, alacak miktarı ile haczedilen malların değerinden hangisi az ise onun üzerinden hüküm tarihi itibarı ile yürüklükte bulunan AAÜT'ne göre nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekir.
Somut olayda, haczedilen malların değeri alacak miktarından daha az olması nedeni ile mahcuzların kesinleşen ihaledeki satış bedeli olan 10.000,00 üzerinden nispi vekâlet ücretine karar verilmesi gerektiğinin dikkate alınmaması doğru görülmemiştir.
Ne var ki belirtilen bu yanlışlığın giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden hükmün 6100 sayılı HMK.nun geçici 3.maddesinin 2.fıkrası delaletiyle HUMK’nun 438/7. maddesi uyarınca düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2011/9594, K. 2011/9934, 27 Ekim 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama