KÜNYE
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2012/2331 E., 2012/7371 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Haziran 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
644 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı şirkete kasko sigortalı aracın tek taraflı trafik kazasında hasarlandığını, davalının sigorta tazminatı ödemediğini ileri sürerek, 11.400,00 TL. araç hasarı tazminatının ve tespit masraflarının davalıya başvuru tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, araç sürücüsünün kaza yerini terk ettiğini, alkol kontrolü yaptırmadığını, hasarın teminat dışında kaldığını ve davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere göre, sürücünün beyan edilenden başka kişi olduğu, sigortalı tarafından doğru ihbar yükümlülüğüne uyulmadığı ve hasarın teminat dışında kaldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, Kasko Sigorta Sözleşmesinden kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
Mal sigortası türünden olan kasko sigorta sözleşmeleri gerek kuruluşlarında gerek devamı sırasında ve gerekse rizikonun gerçekleşmesi aşamasındaki ihbar yükümlülükleri bakımından iyiniyet esasına dayalı sözleşme türlerindedir.
Kasko Sigortası Genel Şartlarının A/1 maddesine göre gerek hareket gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler
neticesinde sabit veya hareketle bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması müsademesi devrilmesi düşmesi yuvarlanması gibi kazalar ile 3. kişilerin kötüniyet ve muziplikle yaptıkları hareketler aracın yanması çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararların bu tür sigortanın teminatı kapsamında olduğu anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan TTK.nun 1282. maddesi uyarınca sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı Yasanın 1281. maddesi hükmüne göre kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir.
Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değilde, sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartalırınn A.5 maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir.
İlkeler yukarıda açıklanan şekilde olmakla birlikte, sigortalı, Kasko Poliçesi Genel Şartlarının B.1.5 maddesi ve TTK.nun 1292/3 maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkca aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içinde kalmış gibi ihbar edildiği somut delillerle kanıtlanırsa ispat külfeti yer değiştirip sigortalıya geçer.
Uyuşmazlık, rizikonun belirtilen şekilde meydana gelip gelmediği, dolayısıyla rizikonun teminat dışı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Yukarıda yapılan açıklamalar karşısında somut olaya bakıldığında; resmi görevli trafik polislerince düzenlenen 26.12.2009 günlü tutanakta saat 04.00 sıralarında yapılan kaza anonsu üzerine olay yerine gidildiğinde, sigortalı aracın tek taraflı ve çok hasarlı olarak kaza yapmış olduğunun görüldüğü, aracın çekiciye yüklendiği, sonradan olay yerine gelen ...'ın kazayı kendisinin yaptığını belirttiği yazılmış olup, tutanakta onun sürücü olduğuna kanaat getirilmediği de belirtilmiştir. Yargılama sırasında dinlenen tutanak tanığı, tutanak içeriğinin doğru olduğunu, olayın tek taraflı yeni bir kaza olduğunu, ihbar üzerine gidildiğinde aracın başında kimsenin bulunmadığını, sonradan gelen ve sürücü olduğunu iddia eden kişinin alkol testi yaptırmadığını, kaza şekline göre ve kendi kanaatine
göre yaralanmış olması gerekirken kişide bir yara bulunmadığını, o kişinin sürücü olduğundan kuşku duydukları için kaza tespit tutanağı düzenlemediklerini ifade etmiştir. Bu hale göre ve dosya kapsamı itibariyle, kazanın belirtilen zaman ve yerde gerçekleştiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, sigortalı araçta belirtilen kaza nedeniyle bir hasarın oluştuğu sabit olduğu gibi, davacı sigortalı tarafından rizikonun gerçekleşme şeklinin kasten ve iyiniyet kurallarına aykırı olarak bildirildiği, rizikonun ihbar edilenden farklı şekilde gerçekleştiği ve sürücü değişikliği yapıldığı davalı sigortacı tarafından ileri sürüldüğünden, olaydaki ispat külfeti mevcut durumun aksini iddia eden sigortacı üzerinde bulunmaktadır. Davalı sigortacı bu iddialarını soyut ifadelerle değil, somut delillerle kanıtlamalıdır. Dosya kapsamı itibariyle, sigortacı ileri sürdüğü hususları ispat edebilmiş değildir.
O halde, dava konusu hasarın kasko sigortası teminat kapsamında kaldığı kabul edilerek, sigortalı araçta oluşan gerçek zarar yönünden tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2012/2331, K. 2012/7371, 5 Haziran 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama