KÜNYE
17. Hukuk Dairesi 2012/3738 E., 2013/1697 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Şubat 2013
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
364 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiği gerekçesi ile görevsizlik kararı verilmiş hükmün süresi içinde davalı Müflis ... Enerjisi ve Klima San. AŞ İflas masası vekili vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı Banka vekili, davalı borçlu Günkol AŞ aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunamadığını ileri sürerek borçlunun, dava konusu markalarını davalı ... Ltd. Şti.ye devrine ilişkin tasarrufun iptalini talep etmiştir.
Davalı vekilleri davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, marka hakkının devrine ilişkin davanın Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiği gerekçesi ile görevsizlik kararı verilmiş; hüküm, davalı Müflis Günkol Güneş Enerjisi ve Klima San. AŞ İflas masası vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, İİK.277 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
İcra ve İflas Kanununun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz ya da iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da "iyiniyet kurallarına aykırılık" nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır.
Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise davalı, üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir (İİK.md.283/1). Bu yasal nedenle iptal davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nisbi nitelikte yasadan doğan bir dava olup tasarrufa konu malların aynı ile ilgili değildir.
Somut olayda da markanın hükümsüzlüğü ya da marka ile ilgili bir çekişme bulunmadığı gibi davacı vekilinin dava dilekçesi ve temyiz dilekçesinde de açıkça belirtildiği gibi marka devrine ilişkin tasarrufun iptali istenmekte olup bu tür davalarda görevli mahkemenin genel hükümlere göre belirleneceği nazara alınarak yargılamaya devam edilmesi yerine yazılı şekilde görevsizlik kararı verilmesi isabetli değildir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2012/3738, K. 2013/1697, 18 Şubat 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama