KÜNYE
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2012/3881 E., 2012/9275 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Eylül 2012
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
610 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkili şirkete kasko sigortalı araçta meydana gelen 3.139, TL hasar bedelinin sigortalıya ödendiğini belirterek bu meblağın ödeme tarihinden işleyecek avans faizi ile davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ...Ş vekili, hasarın özel güvenlik mali sorumluluk sigorta poliçesi kapsamında olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... Koruma ve Güvenlik Hizmetleri Ltd.Şti vekili olayda müvekkilinin kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını, davacıya sigortalı aracın sürücüsünün tamamen kusurlu olduğunu, davanın 1 yıllık zamanaşımı süresinden sonra açıldığını, belirterek davanın reddine ve bariyerlerin yapımından sorumlu ... Kontrol Sistemleri San. Paz. Tic. A.Ş.ne davanın ihbarını savunmuştur.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde, özellikle oluşa uygun olarak düzenlenen
uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranının hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, TTK.nun 1301. maddesine dayanılarak açılan rücuen tazminat istemine ilişkindir. AAÜT.nin 3/2 fıkrası gereğince " müteselsilen sorumlu olanlar aleyhine açılan davanın reddine, ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tek, ret sebebi ayrı olan davalılar vekili lehine ise her bir ret sebebi için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmolunur."
Somut olayda davalı ... Koruma ve Güvenlik Hizmetleri Ltd.Şti, davaya konu kazanın meydana geldeği hastanenin güvenliğinden sorumlu şirket olup diğer davalı ...Ş ise bu güvenlik şirketinin özel güvenlik mali sorumluluk sigorta poliçesini düzenlemiştir.
Poliçe hükümlerine göre, sigortacının sigorta ettiren tarafından istihdam edilen özel güvenlik görevlilerinin özel güvenlik hizmetine dair mevzuat çerçevesindeki görevlerini yerine getirmeleri sırasında 3. şahıslara verecekleri zararları poliçede belirtilen tutara kadar teminat altına alınmıştır.
Davaya konu araç hasarının hastanenin bahçe girişindeki bariyerlerin arızalı olması sebebiyle meydana geldiği, bariyerin kendiliğinden aracın geçişi sırasında yukarı kalkıp aşağı inerek sigortalı aracı hasarladığı sabittir. Söz konusu bariyerlerin dava dışı ihbar olunan ... Kontrol Sistemleri San. Paz. Tic. A.Ş tarafından montaj ve bakım onarım işlerinin yapıldığı anlaşılmaktadır.
Bu nedenle sadece kumanda ile bariyeri kaldırıp indiren davalı güvenlik şirketi ile güvenlik görevlisinin olayda kusur ve sorumluluğunun olmadığı, bariyerin daha önceden de aynı şekilde arızalandığı ve dava dışı ihbar olunan şirket tarafından arızanın giderildiği tesbit edilmiştir. Davalı güvenlik şirketinin adam çalıştıran sıfatı ile sorumluluğunun bulunması halinde diğer davalı ... şirketi de poliçeye göre hasardan sorumlu olacaktır.
Bu nedenle davalı ... şirketi, hasar teminat kapsamında olmadığından değil, sigorta ettirenin kusur ve sorumluluğu bulunmadığından hasardan sorumlu tutulmamıştır ve davanın müteselsil borçlu konusundaki davalılar yönünden ret sebebi aynıdır.
Bu durumda mahkemece AAÜT.nin 3/2 fıkrası gereğince ret sebebi ortak olan müteselsil sorumlu konumundaki davalılar yararına tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde her bir davalı için ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değil bozma sebebi ise de bu konudaki yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden 6100 sayılı HMK.nun geçici 3. maddesi delaletiyle 1086 sayılı HUMK.nun 438/7 maddesi gereğince hükmün düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2012/3881, K. 2012/9275, 13 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama