İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /17. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 17. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi E.2012/5718 K.2013/3199

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

Esas2012/5718Karar2013/3199Tarih11 Mart 2013Okuma6 dk · 1.238 kelime

KÜNYE

17. Hukuk Dairesi 2012/5718 E., 2013/3199 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
11 Mart 2013
Mahkemesi
Ticaret Mahkemesi
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.238 kelime·6 dk okuma·1 bölüm

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, davalı borçlu Bektaşoğlu Yapı Malzemeleri İnşaat San ve Tic Ltd.Şti'nin alacaklılarından mal kaçırmak amacıyla adına kayıtlı ... plakalı aracı 24.5.2005 tarihinde borçlu şirket ortağı davalı ...'na sattığını,borçlu şirket hakkında açılan tazminat davası sırasında şirketin tasfiyesinin gizlenerek şirket mallarının muvazaalı olarak devredildiğini, müvekkilinin alacağından hem Tasfiye Memuru ...'nun hem de davalı ihyası istenen borçlu şirketin müteselsilen sorumlu olduğunu belirterek,

davalı şirketin ihyasına, davalılar arasındaki 24.5.2005 tarihli araç satışına ilişkin tasarrufun iptaline, tasarrufun iptali neticesi elde edilecek meblağın takip konusu alacağı karşılamaması halinde davalı tasfiye memuru ile şirketin bakiye alacak miktarı ölçüsünde tazminatla sorumlu tutulmalarına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalılar ... ve ... vekili davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, iddia, savunma, toplanan delillere göre, davacı tarafından borçlu şirket aleyhine açılmış bir dava olduğunun bilinmesine rağmen tasfiyenin kapatılarak şirketin ticaret sicilinden terkin edildiği gerekçesiyle şirketin ihyasına ilişkin davanın kabulü gerektiği, davacının

açtığı tazminat ve alacak davası sonunda iş mahkemesi tarafından verilen kararın 17.11.2006 tarihinde kesinleştiği, ihyası istenen şirketin adına kayıtlı dava konusu aracı ise 24.5.2005 tarihinde sattığı, bu durumda satış işleminin yapıldığı tarihte doğmuş bir alacağın bulunmadığı, davacının alacağını ihya edilecek şirketten alıp alamayacağının henüz belli olmadığı, tasfiye memuru ve şirkete karşı açılmış tazminat davasının da dava tarihi itibarıyla yerinde olmadığı, davacının hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle şirketin ihyasına ilişkin davanın kabulüne, diğer davaların reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 25.2.2010 tarih ... Esas 2010 /2132 Karar sayılı ilamı ile şirketin ihyasına ilişkin hükmün onanmasına, tasarrufun iptali ile şirket ve tasfiye memurunun tazminatla sorumlu tutulmasına ilişkin davalarda ise, kendisine husumet düşen şirketin ticaret sicilinden terkin edilmiş olması nedeniyle bu davalarda taraf olmasının hukuken mümkün bulunmadığından bu davanın ihyaya ilişkin dava ile birlikte yürütülerek sonuçlandırılmasının doğru olmadığı,

bu durumda mahkemece davacının açtığı tasarrufun iptali ve tazminat istemlerine ilişkin davaların ihyaya ilişkin davadan ayrılmasına karar verilerek ayrı ayrı esaslara kaydedilmesi ve ihya davasının sonucunun beklenerek şirketin ihya edilip tüzel kişilik kazandıktan sonra bu davaların sonuçlandırılması gerekirken anılan davalarda taraf teşkili tamamlanmadan hüküm tesisinin doğru olmadığı gereğine değinilerek hüküm davacı yararına bozulmuştur.

Bozma ilamı üzerine tasarrufun iptali ve tazminat davası ihyaya ilişkin davadan tefrik edilmiş, mahkemece iddia, savunma, toplanan delillere göre, davalı şirketin tasfiye edilmiş olması nedeniyle geçerli bir takipten ve aciz halinden söz etmenin mümkün olmadığı gerekçesiyle tasarrufun iptali istemine ilişkin davanın reddine, tazminat talebi yönünden ise talebin terditli olduğu,

davadaki ilk ve öncelikli talebin tasarrufun iptali istemi olduğu,ancak ihya edilen şirket aleyhine ilamlı takip başlatılıp alacağın bu yolla tahsil olanağının kalmadığının ortaya çıkması halinde tasfiye memurunun sorumluluğunun ortaya çıkacağı, bu sebeple davalı şirket hakkında zaten alacağı tevsik eden ilam bulunduğundan yeniden hüküm tesisine gerek bulunmadığı, bu konuda hukuki yarar bulunmadığı, tasfiye memuru yönünden ise davanın zamansız açıldığı gerekçesiyle bu talebin de reddine

karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava İİK 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali ile tasfiye memurunun tazminatla sorumlu tutulması istemine ilişkindir.

Limited şirketlerin tasfiyesinde, Türk Ticaret Kanununun 552. maddesi yollaması ile TTK’nun 441-450. maddelerinde düzenlenen anonim şirketlerin tasfiyesine ilişkin hükümler uygulanır.

Limited şirketin tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinmesi (terkini) ile sona erer. Tüzel kişiliğin sona ermesi için tasfiye işlemlerinin eksiksiz yapılmış olması gerekir. Şayet, tasfiye işlemleri gerektiği gibi tamamlanmamış ve tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmışsa, tüzel kişilik ticaret sicilinden silinse bile, limited şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabulü olanaksızdır.

Bir tüzel kişiliğin son bulmasını ifade eden fesih ve tasfiye işlemi, aynı zamanda Borçlar Hukukuna ilişkin bir hukuki işlem olup, bu karar ve işlemin hataya dayanması karşısında gerçek anlamda bir tasfiye işleminden söz edilemez. Hataya veya kasta dayalı, şeklen gerçekleşmiş bir tasfiyenin kaldırılmasının gerek o işlemi gerçekleştirenlerce, gerekse bundan zarar görenlerce istenebilmesi Borçlar Hukukunun temel kurallarından biridir. Buna yönelik düzenlemeye TTK hükümlerinde yer verilmemişse de, TTK’nun 1. maddesi yollaması ile Borçlar Kanunu hükümleri çerçevesinde, hataya dayalı bir hukuki işlemin düzeltilmesine olanak tanınması kaçınılmazdır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.01.1999 gün ve 1999/10-1-1 sayılı Kararı).

Bu durumda, tüzel kişiliğin yeniden ihyasına gidilerek yargılamanın limited şirket tüzel kişiliğine karşı devamının sağlanması gerekmektedir.

TTK’nun 224 ve 445. maddelerinde tasfiye memurunun görev ve yetkileri, tasfiyenin nasıl yapılacağı, alacaklıların haklarının nasıl korunacakları açıklanmıştır.

Somut olayda, davacı tarafından işçi alacakları yönünden ...İş Mahkemesine 5.2.2002 tarihinde açılan alacak davası 17.10.2006 tarihinde kabul edilerek kesinleşmiştir. Davalı borçlu şirket ise aleyhine açılan alacak davası devam ederken 31.12.2004 tarihinde tasfiye kararı almış gerekli ilanlardan sonra 9.3.2006 tarihinde tasfiye tescil edilerek 14.3.2006 tarihinde Ticaret sicil gazetesinde ilan edilerek davalı şirket sicilden terkin

edilmiştir. Tasfiye memuru ... yetkilisi olduğu şirket aleyhine alacak davası açıldığından haberdar olması nedeniyle, “Şirketin henüz muaccel olmayan borçlarıyla münazaalı bulunan borçlarına tekabül edecek bir para dahi kezalik notere tevdi olunacağı” yönündeki TTK’nun 445/3. madde hükmü gereğince, belirtilen sair tedbirleri almak suretiyle tasfiyeyi gerçekleştirmesi gerekirdi. Eksik işlemler neticesinde tasfiyenin hukuken sonuçlandığı kabul olunamaz. Ayrıca, tasfiye halinde bulunan bir şirketten alacaklı bulunan kişilerin yapılan ilanlara rağmen alacaklarını yazdırmamalarının alacağın düşmesini gerektirmeyeceği hukuksal gerçeği de dikkate alınmalıdır.

Tüzel kişiliği sona eren şirketin ihyası için davacı tarafından açılan dava 28.5.2008 tarihinde kabul edilerek 25.2.2010 tarihli ilamla onanmış 23.6.2010 tarihinde kesinleşmiştir.Davanın kabulünden sonra davacı vekili 19.1.2009 tarihinde Eyüp 2.İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasına başvurarak ihyasına karar verilen borçlu Tasfiye Halinde Bektaşoğlu Yapı Malzemeleri İnşaat ...ve Tic Ltd Şti. ve temsilen tasfiye memuru ... adına icra emri gönderilmesini talep etmiş ;icra müdürlüğünce de talep doğrultusunda 21.1.2009 tarihli icra emri düzenlenmiştir.Ancak icra emrinde ihyasına karar verilen şirket yerine şirket ortakları İbrahim ve ...

borçlu olarak gösterildiğinden şirket ortaklarının icra emrinin iptali istemiyle açtıkları dava kabul edilerek 28.6.2011 tarihinde kesinleşen ilamla 21.1.2009 tarihli icra emirleri iptal edilmiştir.

Mahkemece davalı şirketin tasfiye edilmiş olması nedeniyle geçerli bir takipten ve aciz halinden söz etmenin mümkün olmadığı gerekçesiyle tasarrufun iptali istemine ilişkin davanın reddine karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna uygun düşmemektedir.

Tasarrufun iptali davasında varlığı zorunlu bulunan icra takibinin, dava tarihinden önce yapılmış olması bir zorunluluk olmadığından icra takibinin dava tarihinden sonra yapılmasının bir önemi yoktur.Önemli olan yargılama aşamasında borçlu hakkında icra takibinin varlığıdır.(Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.3.2012 gün ve 2012/17-25, 11/241sayılı kararı ve 15.H.D.18.11.2003 T.5510E-5515 K.sayılı kararları da aynı doğrultudadır.)

Somut olayda, davacı alacağının kesinleşmiş (işçi alacağı)ilam alacağı olduğu,alacağın 30.11.2001 tarihli fesih ile doğduğu, borçlu hakkında 7.11.2006 tarihinde icra takibi

yapıldığı, icra emrinin borçlu şirkete 14.11.2006 tarihinde tebliğ edildiği,borçlu şirket vekilinin 23.11.2006 tarihli mal beyanı dilekçesi ile borçlunun tasfiyesi ile 14.3.2006 tarihinde sicilden terkin edildiği ve malının olmadığının bildirilmesi üzerine davacı vekili tarafından 13.7.2007 tarihinde eldeki davanın açıldığı, borçlu şirketin ihyası ile birlikte 24.5.2005 tarihli tasarrufun iptali ve tasfiye memuru yönünden alacak davası açıldığı anlaşılmaktadır.

Borçlu şirkete 14.11.2006 tarihinde tebliğ edilen icra emri, şirketin tebliğden önce 14.3.2006 tarihinde sicilden terkin edilmesi nedeniyle tüzel kişiliği kalmadığından geçersiz ise de; davacı vekili 19.1.2009 tarihinde ihyasına karar verilen borçlu şirket adına icra emri gönderilmesini talep ettiğinden icra müdürlüğünce şahısta hata yapılarak şirket ortaklarına icra emri göndermesi yerinde olmamakla ve ortaklar yönünden icra emirleri iptal edilmiş olmakla ;davacı vekiline icra dosyası üzerinden borçlu şirkete icra emri göndermesi için süre verilmesi,

verilen süre içinde işlemin yapılması halinde davanın esasına girilerek mevcut delillere göre dava konusu tasarrufun iptal şartlarının araştırılması, iptal davası sonucuna göre de davalı tasfiye memurunun sorumluluğunun değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı hüküm tesisi isabetli görülmemiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 11.3.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2012/5718, K. 2013/3199, 11 Mart 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
17. Hukuk Dairesi
Esas No
2012/5718
Karar No
2013/3199
Tarih
11 Mart 2013

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2012/5718 K.2013/4450
  • Yargıtay 5. Ceza Dairesi E.2012/5719 K.2013/2253
  • Yargıtay 17. Hukuk Dairesi E.2012/5719 K.2013/2728
  • Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2012/5719 K.2013/5587
  • Yargıtay 15. Hukuk Dairesi E.2012/5719 K.2013/1733
  • Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2012/5719 K.2013/4945

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.