KÜNYE
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2013/10375 E., 2013/14522 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Ekim 2013
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
391 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin davalının zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olduğu araçta yolcu iken gerçekleşen tek taraflı kazada yaralanarak daimi maluliyete uğradığını, davalıya yapılan başvuru üzerine davalının 8.937 TL ödeme yaptığını, ancak yapılan ödemenin zararı karşılamaktan uzak olduğunu ileri sürerek ıslahla birlikte 36.718,55 TL sürekli iş göremezlik zararının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde, müvekkilinin davacıya 25.01.2007 tarihinde ibraname karşılığında ödeme yaptığını, dava tarihi itibariyle KTK'nin 111. maddesinde öngörülen 2 yıllık sürenin dolduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan delillere göre; davanın kısmen kabulü ile davacının fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla sürekli iş göremezlikten kaynaklanan 29.374,84 TL maddi tazminatın 18.06.2009 dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, trafik kazasından kaynaklanan sürekli iş göremezlik tazminatı istemine ilişkindir.
KTK'nun 111/2 maddesinde,”bu kanunda öngörülen hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmalar geçersizdir. Tazminat miktarlarına ilişkin olup da, yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebilir” hükmüne yer verilmiştir. Yasanın bu hükmünden yararlanmak için ibra belgesinin iptalinin açıkça veya ayrıca istenmesine gerek olmayıp, dava sırasında bu husus ileri sürülebileceği gibi, yapıldığı tarihten itibaren 2 yıl içinde hükümlerinin kabul edilmediğine ilişkin bir irade açıklaması da yeterlidir.
Taraflar arasında dava öncesinde imzalanan ibraname gereğince, davalı tarafından davacıya 25.01.2007 tarihinde 8.937 TL ödeme yapılmış olup, davacı vekili de dava dilekçesinde müvekkilinin ibranameyi imzalayarak parayı aldığını ikrar etmiştir. Dava tarihinin 18.06.2009 olmasına göre, yasada öngörülen 2 yıllık dava açma süresinin geçmiş olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece, hak düşürücü sürenin dolmuş olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulü yönünde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.
2-Bozma kapsam ve nedenine göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2013/10375, K. 2013/14522, 30 Ekim 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama