KÜNYE
17. Hukuk Dairesi 2013/1311 E., 2013/3606 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Mart 2013
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
237 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekilinin tevdi mahalli tayini talebinin reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
- KARAR -
Davacı vekili, müvekkiline kasko sigortalı aracın karıştığı kaza sonucu davalının yaralanarak malûl kaldığını, davalı tarafından müvekkili şirket aleyhine Adana 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde dava açıldığını, müvekkili şirketin aktüer hesabı yaptırarak davalıya ödeme yapmak istediğini ancak davalının hesap numarası bildirmediğini belirterek ödemenin yapılabilmesi için bir kamu bankasının belirlenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, tevdi mahalli tayinine ilişkin şartlar oluşmadığından talebin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
6100 sayılı HMK'nun 382/d maddesinde, tevdi mahalli belirlenmesi talebi çekişmesiz yargı işleri arasında sayılmış, 387. maddesinde ise çekişmesiz yargı işlerine yönelik "iki hafta içinde istinaf yoluna başvurulabileceği" belirtilmiş olup istinaf mahkemeleri henüz faaliyete geçmemiştir.
Aynı Kanunun geçici 3. maddesinde "Bölge adliye mahkemelerinin, 26/09/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı ilk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2. maddesi uyarınca Resmi Gazete'de ilan edilerek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur." düzenlemesi getirilmiştir.
Bu durumda, 1086 sayılı HUMK'nun 427. maddesi gereği ancak işin esasını çözümleyen nihai kararlara karşı temyiz yoluna başvurulabileceğinden, temyiz hakkı bulunmayan davacı vekilinin temyiz dilekçesinin reddi gerekir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2013/1311, K. 2013/3606, 18 Mart 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama