KÜNYE
17. Hukuk Dairesi 2013/20483 E., 2015/7432 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Mayıs 2015
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
273 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili; 25/11/2004 tarihinde yolcu olarak bulunduğu araç ile karşı aracın çarpışması sonucu yaralandığını, karşı aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olan....'nin sorumluluğunun, ...devredildiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 1.000 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili; davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davanın kabulü ile 15.230,20 TL'nın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, trafik kazasından doğan maddi tazminat istemine ilişkindir.
2918 Sayılı KTK.’nun 109/1. maddesi uyarınca, motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar göreninin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar.
Somut olayda; trafik kazası 25.11.2004 tarihinde meydana gelmiş, dava dilekçesi davalıya 07.08.2012 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı vekili; 04.09.212 tarihinde cevap dilekçesi vermiş, 28.09.2012 tarihinde ise ek cevap dilekçesi ile zamanaşımı def'inde bulunmuştur. Ancak; davacı vekili süresinde zamanaşımı def'inde bulunmamasına rağmen, davacı
vekili süresi içerisinde cevaba cevap dilekçesi vermeyerek zamanaşımı def'ine itirazda bulunmamıştır. Buna göre; mahkemece zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2013/20483, K. 2015/7432, 14 Mayıs 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama