KÜNYE
17. Hukuk Dairesi 2013/21186 E., 2014/1915 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Şubat 2014
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
363 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı ... vekili, davalı borçlu ... aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunamadığını ileri sürerek borçlunun, dava konusu taşınmazını davalı ...’e onun da davalı Şirket’e satışına ilişkin tasarrufların iptalini talep etmiştir.
Davalı ... Bağıran ve ...Bağıran İnş. .... vekili davalıların yerleşim yerinin Kütahya ilinde olduğu gerekçesi ile yetkisizlik itirazında da bulunarak davanın reddini savunmuştur.
Diğer davalı borçlu usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, tüm davalıların yerleşim yerinin Kütahya ilinde bulunduğu gerekçesi ile dava dilekçesinin yetki yönünden reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, İİK.277 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Tasarrufun iptali davalarında, HUMK'nun 9 ve devamı maddelerinde düzenlenen yetki kuralları geçerlidir. İptal davaları ayni hakka değil, kişisel hakka dayanan davalardır. İcra takibinin dayanağı olan senet 6100 sayılı HMK öncesinde düzenlenmiş olup taraflarca ... mahkemelerinin yetkili kılındığı görülmektedir. HUMK'nın 22. maddesi gereğince, kamu düzeni ile ilgili bulunmayan hallerde taraflar, yetkili mahkemeyi sözleşmeyle belirleyebilirler. Genel yetkili yerde dava açma hakkı olan davacı tercihini, özel yetkili yer mahkemesinde de kullanabilir.
Ne var ki 6100 Sayılı HMK.nin yetki sözleşmesini düzenleyen 17. maddesinde tacirler veya kamu tüzel kişilerinin, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilecekleri belirtilmiştir. Bu nedenle gerçek kişiler arasında yetki sözleşmesine cevaz verilmediği anlaşılmaktadır.
Somut olayda yetki sözleşmesinin 6100 Sayılı HMK.nin yürürlük tarihinden önce yapılmış olması da işbu davadaki Mahkeme’yi yetkili duruma getirememektedir. Zira yetki sözleşmesi usul hukukuna ilişkin bir sözleşme olup sonuçlarını da bu alanda doğurmaktadır. Yetki itirazının gündeme getirildiği tarihte 6100 Sayılı HMK.nin yürürlüğe girmiş olduğu da açık bulunduğundan yetkisizlik kararı verilmesinde bir isabetsizlik yoktur.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2013/21186, K. 2014/1915, 17 Şubat 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama