KÜNYE
17. Hukuk Dairesi 2013/3393 E., 2014/3758 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Mart 2014
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
599 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün temyizen tetkiki davacı ... davalılar ... ve ... ile .... Turizm ve Otelcilik AŞ vekilince istenmiş davalılar ... ve ... vekilince duruşma talep edilmiş olmakla duruşma için tayin edilen 18.03.2014 Salı günü davacı Maliye Hazinesi vekili Av. .... davalı ... vekili Av. ..... ile davalılar ... ve ... vekili Av. .... geldi. Davalı ... Turz. Otel. Ltd. Şti tarafından gelen olmadı. Temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraf vekilleri dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü.
-K A R A R-
Davacı Hazine vekili, davalı borçlu Şirket aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunamadığını ileri sürerek borçlunun, dava konusu taşınmazını davalı ...’ya satışına bu davalının taşınmazın yarı hissesini davalı ...’a onun da bu hisseyi davalı ...’e satışına ilişkin tasarrufun iptalini talep etmiştir.
Davalı Şirket yetkilisi ile davalılar .... vekili davanın reddini savunmuştur.
Diğer davalı ... usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara gelmemiş ve davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, vergi borcunun dava açılmasından sonra ödendiği gerekçesi ile konusuz kalan davada karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiş; hüküm, davacı vekili, davalı borçlu vekili ile davalı Şirket ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, davacı alacağını teşkil eden borçlardan, tasarruf tarihine kadar olan bölümün ödenmiş olduğunun uyuşmazlık konusu olmamasına ve tasarruf tarihinden sonraki kısmın bu davanın konusunu teşkil edemeyeceğine ve kararda yazılı diğer gerekçelere göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının, tasarruf tarihinden önce doğmuş ancak sonra tarh ve tahakkuk etmiş bölümler için dava açılmasının mümkün olmasına,
İ.İ.K’nın 280/son fıkrasına göre ticari işletmenin veya işyerindeki mevcut ticari emtianın tamamını veya mühim bir kısmını devir veya satın alan yahut bir kısmını iktisapla beraber işyerini sonradan işgal eden şahsın, borçlunun alacaklılarını ızrar kasdını bildiği ve borçlunun da bu hallerde ızrar kasdiyle hareket ettiğinin kabul olunmasına, karinenin ancak iptal davasını açan alacaklıya devir, satış veya terk tarihinden en az üç ay evvel keyfiyetin yazılı olarak bildirildiğini veya ticari işletmenin bulunduğu yerde görülebilir levhaları asmakla beraber Ticaret Sicili Gazetesiyle;
bu mümkün olmadığı takdirde bütün alacaklıların ıttılaını temin edecek şekilde münasip vasıtalarla ilan olunduğunu ispatla çürütülebilmesine, anılan madde hükmünün kıyasen 6183 s.K 24 vd maddelerinde de uygulanmasının yerleşik Daire uygulaması olmasına ve kararda yazılı diğer gerekçeler göre davalı borçlu vekili ile davalı Şirket ve davalı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 168. maddesinde 16/6/2009 tarihinde ve 5904 sayılı Kanun’un 35. maddesi ile yapılan değişiklik sonucu hazırlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun uygulanmasından doğan her türlü davalar için avukatlık ücreti tutarının maktu olarak belirlenmesi gerektiğinin yazılmış olmasına karşın mahkemece nisbi vekalet ücreti tayini isabetli değildir. Ne var ki bu yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden 6100 Sayılı HMK.nin geçici 3/2. maddesi delaletiyle HUMK.nin 438/VII. maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2013/3393, K. 2014/3758, 18 Mart 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama