KÜNYE
17. Hukuk Dairesi 2013/3595 E., 2014/11709 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Eylül 2014
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
475 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı ... Tekstil ...Kurutma Gıda Nak. Toprak Mahsülleri ve Ltd. Şti vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı ... vekili, davalı borçlu Şirket aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunamadığını ileri sürerek borçlunun, dava konusu araçlardan ikisini davalı Şirket yetkilisinin amcasının oğlu Ahmet’e ve kayınpederi Cafer’e araçlardan birini ise 3. kişi Salih’e satışına ilişkin tasarrufların iptalini talep etmiştir.
Davalı borçlu Şirket vekili davanın reddini savunmuştur.
Diğer davalılar usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara gelmemiş ve davaya cevap vermemişlerdir.
Mahkemece, satışların Şirket ortaklarının yakınlarına ve bedel farkı ile yapılmış olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı borçlu Şirket vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- 6183 S.K’nın 30. maddesinde ise borçlunun malı bulunmadığı veya borca yetmediği takdirde amme alacağının bir kısmının veya tamamının tahsiline imkan bırakmamak maksadıyla borçlu tarafın yapılan bir taraflı muamelelerle borçlunun maksadını bilen veya bilmesi lazım gelen kimselerle yapılan bütün muamelelerin tarihleri ne olursa olsun hükümsüz olduğunun ifade edilmesine somut olayda davalı ... ve davalı ...’e yapılan tasarrufların anılan madde kapsamında iptale tabi olduğunun anlaşılmasına ve diğer davalı ...’e yapılan satışta ise 6183 S.K’nın 27. maddesinde amme alacağını ödememiş borçlulardan müddetinde veya hapsen tazyikine rağmen mal
beyanında bulunmayanlarla malı bulunmadığını bildiren veyahut beyan ettiği malların borcuna kifayetsizliği anlaşılanların; ödeme müddetinin başladığı tarihten geriye doğru iki yıl içinde veya ödeme müddetinin başlamasından sonra yaptıkları bağışlamalar ve ivazsız tasarrufların hükümsüz olduğunun, 28/I-2 maddesinde ise edimler arasındaki aşırı farkın bağışlama hükmünde sayılıp yapılan tasarrufun iptale tabi olduğunun öngörülmesine, 3. kişi tarafından taşınmazın tasarruf tarihindeki bilirkişilerce belirlenen gerçek değerinin ödendiğinin yasal ve inandırıcı delillerle kanıtlanamamasına,
edimler arasında fahiş farkın bulunduğu hallerde 3. kişinin iyi niyet iddiasının dinlenemeyeceğine nazaran iptale tabi olduğunun belirlenmesine göre davalı borçlu Şirket vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 168. maddesinde 16/6/2009 tarihinde ve 5904 sayılı Kanun’un 35. maddesi ile yapılan değişiklik sonucu hazırlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun uygulanmasından doğan her türlü davalar için avukatlık ücreti tutarının maktu olarak belirlenmesi gerektiğinin yazılmış olmasına karşın mahkemece nisbi vekalet ücreti tayini isabetli değildir. Ne var ki bu yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden 6100 Sayılı HMK.nin geçici 3/2. maddesi delaletiyle HUMK.nin 438/VII. maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2013/3595, K. 2014/11709, 15 Eylül 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama