KÜNYE
17. Hukuk Dairesi 2013/429 E., 2013/3970 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Mart 2013
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
404 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalının yöneticisi olduğu ... Motorlu Taşıtlar Kooperatifi aleyhine amme alacağı nedeniyle yapılan takibin sonuçsuz kalması nedeniyle 6183 sayılı yasanın mükerrer 35. maddesi uyarınca borçlu aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunamadığını ileri sürerek borçlunun, dava konusu taşınmazını davalı ... satışına ilişkin tasarrufun iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, satışın davalının cezaevinde olduğu tarihte meydana geldiği, bu tarihte maddi yönden sıkışık olması nedeniyle yapılan satışta bedelin düşük olmasının tek başına muvazaa göstergesi olmayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içerisinde bulunan Erciyes Vergi Dairesi Müdürlüğü'nce mahkemeye gönderilen 27.12.2012 tarihli yazıdan davanın dayanağı olan amme borcunun 04.04.2011 tarihi itibariyle ödendiği anlaşılmaktadır. Ödeme nedeniyle dava konusuz kaldığına göre yargılama giderleri bakımından davanın açılmasına sebebiyet veren tarafın tespit edilmesi gerekmektedir.
Somut olayda dava konusu taşınmazın borçlu ... tarafından eşinin kardeşi olan ...'a satıldığı anlaşılmaktadır. 6183 Sayılı Yasa’nın 28/1 maddesinde bu derece akrabalar arasında yapılan tasarrufların bağışlama hükmünde sayıldığının ve iptale tabi olduğunun öngörülmesine ilaveten Kanun’un 30. maddesinde borçlunun malı bulunmadığı veya borca yetmediği takdirde amme alacağının bir kısmının veya tamamını tahsiline imkan bırakmamak maksadıyla borçlu tarafından yapılan bir taraflı muamelelerle borçlunun maksadını bilen veya bilmesi lazım gelen kimselerle yapılan bütün muamelelerin tarihleri ve ne olursa olsun hükümsüz olduğunun da açıklanmasına göre, davalıların işbu davanın açılmasına sebebiyet vermeleri nedeniyle yargılama giderlerinden sorumlu tutulmaları gerekmektedir.
Ne var ki, bu husus yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden sonucu itibariyle doğru olan kararın HMK.’nun 370/2. maddesi uyarınca düzeltilerek onanması gerekir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2013/429, K. 2013/3970, 21 Mart 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama