KÜNYE
17. Hukuk Dairesi 2013/5013 E., 2014/7108 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Mayıs 2014
- Mahkemesi
- Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 28/06/2012
- Numarası
- 2011/805-2012/314
Karar Metni
348 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 06.05.2014 Salı günü davacı O.. N.. vekili Av. ...... geldi. Davalılar tarafından gelen olmadı. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacı vekili dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü.
-K A R A R-
Davacı Orhan vekili, davalı borçlu M.. T.. aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunamadığını ileri sürerek borçlunun, dava konusu taşınmazını davalı Şirket’e satışına ilişkin tasarrufun iptalini talep etmiştir. Davalı Şirket vekili davanın reddini savunmuştur. Diğer davalı borçlu usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara gelmemiş ve davaya cevap vermemiştir. Mahkemece, taşınmazın satışının borç ödemeye yönelik olarak yapıldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, İİK.277 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Borçlunun aciz ya da iflasından önce yaptığı iptale tabi tasarrufları üç grup altında ve İİK.nin 278, 279 ve 280. maddelerinde düzenlenmiştir. Ancak bu maddelerde iptal edilebilecek bütün tasarruflar sınırlı olarak sayılmış değildir. Kanun, iptale tabi bazı tasarruflar için genel bir tanımlama yaparak hangi tasarrufların iptale tabi olduğu hususunun tayinini hakimin takdirine bırakmıştır (İİK. m. 281).
Bu yasal nedenle de davacı tarafından İİK.nin 278, 279 ve 280. maddelerden birine dayanılmış olsa dahi mahkeme bununla bağlı olmayıp diğer maddelerden birine göre iptal kararı verebilir (Y.H.G.K. 25.11.1987 Tarih, 1987/15-380 Esas ve 1987/872 Karar sayılı ilamı).
Somut olayda taşınmaz satışının borçlu tarafından diğer davalıya satışının borca muhsuben gerçekleştiği kabul edildiği halde İİK 279. maddesi şartlarının bulunup bulunmadığı ve şayet şartların mevcut olmadığı kanaatine varılmış ise İİK 280. maddede öngörülen borçlunun mal kaçırma kastını 3. kişinin bildiği ya da bilebilecek durumda olup olmadığı üzerinde durulmadan yazılı gerekçe ile hüküm tesisi isabetli değildir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2013/5013, K. 2014/7108, 6 Mayıs 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama