KÜNYE
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2013/8560 E., 2013/10649 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Temmuz 2013
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
961 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalılar ... vekili ile ... tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkili şirkete kasko sigortalı araçta meydana gelen 32.702 TL hasar bedelinin sigortalıya ödendiğini, davalı tarafın %75 oranında kusurlu olduğunu, ihtara rağmen davalıların zararı karşılamadığını belirterek kusur oranına isabet eden 24.526,50 TL'nin ödeme tarihinden işleyecek avans faizi ile davalılardan tahsilini talep etmiştir. Davalı ..., aracını diğer davalıya sattığını, davalının kendisini yanıltarak satış sözleşmesi yerine noterde satış için vekaletname düzenlettirdiğini, araçla ve kaza ile ilgisinin olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... vekili, müvekkilinin aracının kaza anında seyir halinde olmadığını, bagajındaki sorunla ilgilenildiğinden park halinde olduğunu, davacıya sigortalı araç ile dava dışı 3.kişiye ait diğer aracın orta banket taşlarına vurup birbirlerine sürtünerek ilerlediklerini ve sürücülerin direksiyon hakimiyetini kaybetmiş şekilde hareket ettiklerini, bu araçların takla atarak emniyet şeridinde park halindeki müvekkiline ait aracın üzerine düştüğünü, tespit tutanağının müvekkili hastanede olduğundan tek taraflı olarak düzenlendiğini, diğer aracın sürücüsünün alkollü olduğunu,
kaza tutanağında anlatılan oluş şekli ile müvekkilinin aracındaki zararın örtüşmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 24.000 TL tazminatın ödeme tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalılardan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalılar ... vekili ile ... tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde, özellikle oluşa uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranının hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına, motorlu araçların noterlerce yapılmayan her türlü satış ve devir işlemlerinin geçersiz olmasına, aracın haricen 3.kişiye satıldığı, bu nedenle işleten sıfatı ve sorumluluğun olmadığına ilişkin savunmanın satıcı ile alıcı arasındaki iç ilişki olup, bu hususun olayda zarar gören 3.kişiye karşı ileri sürülememesine göre davalı ... vekili ile davalı ...'ın aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, kasko sigorta sözleşmesine ve halefiyet kuralına dayanılarak açılan rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Somut olayda; kaza tutanağına göre; 13.8.2009 tarihinde saat 00.30 sıralarında meydana gelen kazada davalı aracı en sağ şeritte seyrederken, kavşakta manevra yaptığı sırada arkadan aynı yönde sol şeritte seyreden davacı aracının önünü kapatmış, davacı aracı sağ ön kısmıyla davalı aracının sol yan kısmına çarpmış, aynı anda arkadan seyreden 3.kişiye ait araç direksiyon hakimiyetini kaybederek aracı ile orta refüje çıkmıştır. Bu sebeple davalıya doğrultu değiştirme manevralarını yanlış yaptığından asli, davacıya sigortalı aracın sürücüsünün hızını azaltmadığından tali kusur izafe edilmiş, 3.kişi sürücünün alkollü araç kullanması nedeniyle kusurlu olduğu belirtilmiştir.
Ekspertiz raporuna ve Adli Tıp Kurumu raporuna göre davacıya sigortalı aracın perti uygun bulunduğundan davacı 32.702 TL araç bedelini sigortalıya ödemiş ve %75 kusur oranına dayanarak 24.526 TL'nin davalılardan tazminini istemiştir.
Davalı ..., hazırlık soruşturması sırasında verdiği ifadesinde ve yargılama sürecindeki savunmasında; araç ile Yalı Mah. kavşağına gelince dinlenmek için yolun sağına emniyet şeridine aracını çektiğini, 10 dakika sonra yolun ortasına doğru bir aracın devrildiğini gördüğünü, buna bakarken bir başka aracın (davacıya sigortalı araç) kendi aracına çarptığını, aracının kaza esnasında seyir halinde olmadığını, park etmiş şekilde durduğunu belirtmiştir.
3.kişiye ait aracın sürücüsü dava dışı ...., aracı ile kendi şeridinde seyrederken, plakasını hatırlayamadığı bir minibüsün aniden önüne geçtiğini fren yapmasına rağmen öndeki aracın kendi aracına çarptığını, aracının sol tarafa yattığını ve orta refüje çıktığını söylemiştir.
Sigortalı aracın sürücüsü ...se kavşakta aniden beyaz renkli bir otobüsün önüne çıktığını, buna çarpmamak için frene basınca bir ses geldiğini, direksiyon hakimiyetini kaybettiğini ve aracının takla attığını beyan etmiştir.
Duruşmada dinlenen tutanak tanıkları, davacı aracının sağ ön kısmının davalı aracının sol yan kısmında olduğunu, bunlara çarpmamak için hızlı gelip takla attığını düşündükleri bir başka aracın orta refüje yan yatmış halde bulunduğunu, bu aracın davacı ve davalı araçlarına çarpmadığını, çarpma noktasının D.400 karayolunun orta şerit çizgisine yakın olduğunu, bu nedenle davalı aracının yol ortasında durma ihtimalinin bulunmadığını, çarpma noktasının kavşağın 5-10 metre genişliğinde sol şeritte ve davalı aracının hareket halinde olduğunu söylemişlerdir.
Davalı tanığı Nurettin Kutluğ gürültü üzerine dışarı çıktığını, davalı aracının sağda şeritte park halinde davacı aracının takla atmış şekilde bu aracın üstünde olduğunu gördüğünü belirtmiştir. Davacıya sigortalı aracın hasarlı fotoğrafları dosyada mevcut olup tutanağın aksine aracın sağ ön kısmında hasar görünmemektedir. Olayın akabinde karakolda ifade veren davacıya sigortalı aracın sürücüsünün beyanı ile dava dışı ...'ın beyanları uyumludur.
Adli Tıp Kurumu raporunda terditli olarak kusur belirlenmiş, kazanın tutanaktaki gibi meydana gelmesi halinde davalı tarafın %75, davacı tarafın %25 oranında kusurlu olduğunu, olayın kavşakta davacı aracının önüne kimliği belirsiz sürücü yönetimindeki otobüsün çıkmasıyla meydana gelmesi halinde;
davacı sürücünün yüksek hızı nedeniyle fren yaparak direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu savrularak yolun sağında emniyet şeridinde duran davalı tarafa ait aracın üzerine devrildiği olayda sigortalı araç sürücüsünün %75 oranında, plakası belirlenemeyen aracın sürücüsünün %25 oranında kusurlu oldukları, davalı tarafın bu halde kusurunun olmadığı belirtilmiştir.
Mahkemece, raporda belirtilen 1. ihtimale göre davalı tarafın kazada %75 oranında kusurlu olduğunu kabul ederek davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.Sigortalı sürücü ile 3.aracın sürücüsü Zekeriya'nın oluş şekline ilişkin beyanları birbirine uygun olup bu beyanlarda dava dışı plakası tespit edilemeyen bir başka araçtan sözedilmesi, davacıya sigortalı aracın sağ ön kısmında hasar görünmemesi nedeniyle kaza tesbit tutanağındaki oluş şekli dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz.
Bu durumda mahkemece, İTÜ ve Karayolları Genel Müdürlüğü fen heyetinden seçilecek kusur konusunda uzman bilirkişi kurulundan sürücülerin olaydaki kusur durumunun tespiti hususunda davacı iddiası, davalıların savunması, kaza tutanağı, tutanak tanıkları, davalı tanığı ve sürücülerin beyanları, davacı aracının hasarlı halini gösteren fotoğraflar, çarpma noktası ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek önceki adli tıp kurumu raporunun da irdelendiği, ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2013/8560, K. 2013/10649, 4 Temmuz 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama