KÜNYE
17. Hukuk Dairesi 2013/9851 E., 2014/7927 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Mayıs 2014
- Mahkemesi
- İzmir 5. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Tarihi
- 28/03/2013
- Numarası
- 2012/161-2013/162
Karar Metni
371 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkilinin 17.07.2007 tarihinde davalıların maliki ve sürücüsü olduğu otobüsten inmek üzere iken davalı sürücünün aracı kontrolsüz bir şekilde hareket ettirmek sureti ile müvekkilinin ayağının üzerinden aracın tekerleğinin geçmesi suretiyle ağır şekilde yaralandığını ileri sürerek, 25.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalılar ayrı ayrı, kazada davacının kusurlu olduğunu savunarak davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak, kazada davalı sürücü M.. Y..'ın %40 oranında, davacının %60 oranında kusurlu olduğu, davacının meydana gelen olay nedeni ile %51 oranında maluliyeti bulunduğu 4.000,00 TL manevi tazminatın 17.07.2007 olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiş; hüküm, taraf vekilleri tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
1)Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı İzulaş vekili ve davalı M.. Y.. vekilinin temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2)Dava, trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle manevi tazminat talebine ilişkindir. Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de göz önünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır.
Zira, TMK.'nun 4. Maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hak ve nesafete göre hükmedeceği öngörülmüştür. Yukarıda belirtilen hususlar dikkate alındığında, olayın oluş şekli, davacının yaşı ve diğer hususlar gözetildiğinde takdir olunan manevi tazminatın düşük olduğu görülmüş ve davacı için hakkaniyete uygun bir manevi tazminata hükmedilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2013/9851, K. 2014/7927, 20 Mayıs 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama