KÜNYE
17. Hukuk Dairesi 2014/23734 E., 2015/32 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Ocak 2015
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
340 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacılar vekili, davalıya ait aracın davacı ...'a ait olup diğer davacı idaresindeki araca çarparak hasara neden olduğunu ileri sürerek, ıslahla birlikte 3.250,00 TL'nın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere göre, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
1-)Tazminat davasında davacı olma ehliyeti (aktif husumet) kural olarak mal varlığında doğrudan doğruya zarar gören kişiye ait bulunmaktadır. Ancak, bir şeyi sözleşmeyle (kira, ariyet v.s.) elinde bulunduran zilyedi de onu aldığı gibi malikine aynen iade etmek zorunda olduğundan, zarar bedelini zarar sorumlularından talep etme hakkına sahip olacaktır.
Somut olayda; araç maliki (işleten) ... zarar bedelinin tahsili için dava açmış olduğundan, bu durumda araç sürücüsü olan ...'ın dava açmakta hukuki yararının, dolayısıyla aktif dava ehliyetinin bulunmadığı gözetilerek, bu davacının davasının mahkemece aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
2-)Davaya konu kaza, kontrollü kavşakta meydana gelmiş olup, uyuşmazlık, tarafların olaydaki kusur oranları noktasında toplanmaktadır.
Mahkemece kusur ve hasar uzmanı bilirkişinin katılımıyla keşif yapılmış, davacı tarafın tanığı dinlenmiş, bilirkişiden
alınan 09.12.2013 tarihli kök rapor ile 12.3.2014 tarihli ek raporda tarafların 4/8'er oranında eşit kusurlu belirtilmiş ve bu kusur durumuna göre yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de; mahkemece davalı vekilinin cevap dilekçesinde bildirdiği tanık ...'in olaya ilişkin beyanları tespit edilmiş değildir.
O halde; davalı tarafça bildirilen tanığın usulüne uygun şekilde dinlenilmesi, daha sonra gerektiğinde bilirkişiden tarafların kusur oranları yönünden ek rapor alınması, meydana gelebilecek çelişkilerin giderilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, Anayasa ve HMK'nin ilgili maddeleri ile koruma altına alınan hukuki dinlenilme ve savunma hakkı kısıtlanarak hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2014/23734, K. 2015/32, 12 Ocak 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama