KÜNYE
17. Hukuk Dairesi 2014/25502 E., 2015/4382 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Mart 2015
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
255 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı alacaklı vekili, davalı borçlu aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunamadığını, borçlunun ...'de bulunan hisselerini diğer davalı ...'e devrettiğini bu tasarufun mal kaçırma amacı ile yapıldığından iptalini talep etmiştir.
Davalılar vekilleri, haksız açılan davanın reddi gerektiğini savunmuşlardır.
Mahkemece, tasarrufun borcun doğumundan sonra yapıldığı, devredilen şirket hisselerinin devir bedeli ile gerçek değeri arasında fahiş fark bulunduğu, sunulan belgelerin resmi nitelikte olmadığı ve hisse devrinin muvazaalı olduğunun anlaşıldığından bahisle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK’nın 277 vd. maddelerine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
İcra ve İflas Kanununun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarının dinlenebilme koşullarından birisi tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olmasıdır. Bunun dışında, alacaklının borçluda gerçek bir alacağının bulunması, borçlu hakkında icra takibinin kesinleşmiş olması, borçlunun aciz halini gösteren geçici (İİK md.105) veya Kesin (İİK md.143) aciz belgesinin sunulmuş olması gerekir.
Somut olayda, takip konusu borcun, karardan sonra 05.12.2013 tarihinde ödendiği ve takipten feragat edildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, davanın konusu kalmadığından, mahkemece, konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2014/25502, K. 2015/4382, 17 Mart 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama