KÜNYE
17. Hukuk Dairesi 2014/817 E., 2014/6602 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Nisan 2014
- Mahkemesi
- Gelibolu Asliye Hukuk Mahkemesi
- Tarihi
- 03/05/2012
- Numarası
- 2010/66-2012/96
Karar Metni
295 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı M.. T..'ın müvekkiline olan borcu nedeniyle hakkında yaptıkları icra takibi sırasında borcuna yetecek haczi kabil malının bulunmadığını ancak alacaklılardan mal kaçırmak amacı ile aslında kendisine ait taşınmazı öncelikle eşi A. T.'a onunda kızı davalı T.. Ö..'e sattığını öne sürerek yapılan tasarrufların iptalini talep etmiştir. Davalılar davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece dava konusu taşınmazın hiç bir zaman davalı borçlu Muzaffer'e ait olmadığı gibi aciz vesikasınında bulunmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, İİK.nun 277 ve devamı maddelerine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Aynı yasanın 282. maddesi uyarınca iptal davalarının borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimseler ile bunların mirasçıları aleyhine açılması gerekir. Bunlardan başka kötü niyet sahibi üçüncü şahıslar aleyhine de iptal davası açılabilir.Somut olayda borçlu olduğu bildirilen M..
T..'ın aslında kendisine ait taşınmazı dava dışı A.T.adına tescil ettirdiği, onun da kızı olan davalı T.. Ö..'e satmış olduğu öne sürüldüğü halde davada 3. kişi konumunda olması gereken A. T. davaya dahil edilmemiştir. Bu nedenle borçlu davalı ile arasında zorunlu dava arkadaşlığı olması nedeniyle dava dilekçesinin A.
T.'a tebliğ edilerek taraf teşkili sağlandıktan sonra davanın esasına girilip hüküm kurulması gerekirken bu yönler gözardı edilerek taraf teşkil edilmeden davanın reddine karar verilmiş olması doğru değildir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2014/817, K. 2014/6602, 30 Nisan 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama