KÜNYE
17. Hukuk Dairesi 2015/14181 E., 2018/9612 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Ekim 2018
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
544 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacılar vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacılar vekili, 12/06/2014 tarihinde davalı sürücünün diğer davalı ...’ye ait ... plaka sayılı araçla otobüs durağında yaya olarak bekleyen davacıların kızı ve kardeşi olan Arzu’ya tam kusurla çarparak ölümüne neden olduğunu, davacıların olay nedeniyle manevi acı çektiklerini bildirerek davacı anne Emine ile baba ... için ayrı ayrı 125.000,00 TL, kardeşler Zafer ve... için ayrı ayrı 25.000,00 TL olmak üzere toplam 300.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini istemiştir.
Davalı ..., davaya cevap vermemiş, davalı ... vekili, olayda davalı ...’in kusurlu olmadığını asli kusurlunun İETT şoförü olduğunu, davacıların manevi tazminatlarını kasko sigorta şirketinden alabilmelerinin mümkün olduğunu, talep edilen tazminat miktarlarının yüksek olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre; davanın kısmen kabulü ile davacı anne ... için 35.000,00 TL, baba ... için 35.000,00 TL, kardeş ... için 15.000,00 TL ve kardeş ... için 15.000,00 TL olmak üzere toplam 100.000,00 TL manevi
tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-)Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde bir usulsüzlük bulunmamasına ve özellikle manevi tazminatın takdirinde TBK'nun 56 (eski BK 47) maddesindeki özel haller dikkate alınarak hak ve nasafet kuralları çerçevesinde karar verilmesinde bir usulsüzlük bulunmamasına göre davalı ... vekilinin tüm, davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-)Davacılar vekili, dava dilekçesinde hükmedilecek tazminat için kaza tarihinden itibaren faize karar verilmesini istemiştir. Mahkemece manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizle tahsiline karar verilmesi gerekirken faizle ilgili karar verilmemiş olması doğru görülmemiştir.
3-)Davacılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığı, aralarında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunanların usul ekonomisi ilkesi dikkate alınarak birlikte dava açtıkları durumda da esasen birden fazla dava olduğu dikkate alınarak; her bir davacı yönünden lehine hükmedilen tazminat miktarına göre kendisini vekille temsil ettiren davacı lehine ayrı ayrı vekalet ücreti taktir edilmesi gerekmektedir.
Somut olayda; her bir davacı lehine kabul edilen manevi tazminat miktarları yönünden AAÜT uyarınca ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken, tek vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değil bozma nedeni ise de; bu yöndeki yanılgının giderilmesi de yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte bulunmadığından 6100 sayılı HMK.nın geçici 3/2 maddesi delaletiyle mülga 1086 sayılı HUMK.nın 438/7 maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2015/14181, K. 2018/9612, 25 Ekim 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama