KÜNYE
17. Hukuk Dairesi 2015/5656 E., 2015/13016 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Kasım 2015
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
2.058 kelime·10 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat davası üzerine yapılan yargılama sonunda, kararda yazılı nedenlerle, davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen hüküm, davalılar ... Ltd. Şti, ... ve ... vekili tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davacının maliki olduğu araca, davalıların maliki, sürücüsü, ünvanı altında aracın işletildiği firma olduğu araç tarafından çarpılması sonucu, davacı aracında hasar oluştuğunu, karşı araç sürücüsünün kazada tam kusurlu olduğunu, iş makinası vasfında olan aracın, davalılardan ... Ltd.Şti. tarafından diğer davalı ... Ltd. Şti'ye 30.06.2009 tarihinde satıldığını, karşı aracın tescili zorunlu olduğu halde tescil belgesinin ve trafik sigortasının bulunmadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 TL. tazminatın, olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
Davalılar ... Ltd. Şti, ... ve ... vekili, kazaya davacının aşırı hızlı olmasının neden olduğunu, kazada davalıların kusurunun bulunmadığını, kaza sonrası oluşan zarar belirlenebilir olduğundan davacının belirsiz alacak davası açamasının usule aykırı olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, kararda yazılı gerekçelerle, davanın kısmen kabulü ile 4.875,00 TL'nin, olay tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken müteselsilen tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalılar ... Ltd. Şti, ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
1-Davacı vekili, davalılardan ... İnşaat Ltd.Şti. hakkında aracın işleteni olduğu esasına dayanarak dava açmıştır.
İşleten tanımı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 3. maddesinde “Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir.
Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır” şeklinde yapılmıştır. 2918 sayılı KTK'nın 3. maddesinde işleten sıfatını belirlenmesinde şekli ve maddi ölçüt olmak üzere iki ayrı ölçüden yararlanılmıştır. Şekli ölçüye göre trafik sicilinde malik görülen kişi işletendir.
Maddi ölçüye göre ise, trafik sicilinde adı geçen kişinin önemi bulunmamakta olup önemli olan araç üzerindeki fiili hakimiyet, araçtan ekonomik yarar sağlama, masraf ve rizikolara katlanma gibi ölçütlerdir.
Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, bu araçların sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılmasının bir başka kimseye devir edilmesi halinde (çok kısa bir süre olmaması kaydıyla), artık üzerindeki fiili hakimiyetin kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekip,
bunun sonucu olarak da araç malikinin sorumlu tutulmaması gerekecektir. Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında, işleten sıfatının belirlenmesinde araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması ve fiili hakimiyetin uzun süreli olması gerekmektedir.
Ancak bu konuda getirilecek delillerin üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte olması, özellikle zarara uğrayanların haklarını halele uğratacak bir sonuç yaratmaması şarttır.
Somut olayda ise, davacı aracına çarparak hasar verdiği ve davalı ... İnşaat Ltd.Şti'nin işleteni olduğu iddia olunan iş makinasının, kaza tarihi itibariyle bu davalı adına tescilli olmadığı, kazadan 12 gün sonra aracın bu davalı adına tescilinin yapıldığı görülmektedir.Davacı aracına çarparak hasarladığı iddia olunan araçla ilgili olarak yukarıda ifade olunan yasal düzenlemeler ile kaza tarihinde aracın davalı şirket adına tescilli olmayışı hususları
gözetilerek, davada bu davalıya husumet düşüp düşmeyeceği değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu biçimde hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
2-Bozma ilamının kapsam ve şekli göz önünde bulundurulduğunda, davalı ... İnşaat Ltd.Şti. vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
3-Davalılar ... ve ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde ise; dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalılar vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
4-Davacı taraf, dava konusu kaza nedeniyle 5.000,00 TL. maddi tazminatın davalılardan tahsilini talep etmiş; mahkemece 4.875,00 TL. tazminatın tahsiline, fazla isteğin reddine karar verilmiş ve davada kendisini vekille temsil ettiren davalılar lehine vekalet ücretine hükmolunmamıştır.
Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT'nin 3/2 maddesinde "müteselsil sorumluluk da dahil olmak üzere, birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tek, ret sebebi ayrı olan davalılar vekili lehine ise her ret sebebi için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmolunur" düzenlemesine. 12/1.
Maddesinde "Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için Tarifenin İkinci Kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (yedinci maddenin ikinci fıkrası, dokuzuncu maddenin birinci fıkrasının son cümlesi ile onuncu maddenin son fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla,) Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir" düzenlemesine.
12/2 maddesinde ise "Ancak hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez" düzenlemesine yer verilmiştir.
Somut olayda, davalılar ... ve ...'un davada kendilerini vekille temsil ettirdikleri, davalıların davaya konu edilen tazminattan davacıya karşı müteselsilen sorumlu olduğu, her iki davalı bakımından red sebebinin aynı olduğu, davanın reddolunan kısmının 125,00 TL. olduğu, anılan tarife hükümlerine göre iki davalı lehine 125,00 TL. vekalet ücretine hükmolunması gerekirken davalılar lehine vekalet ücretine hükmolunmayışı doğru görülmemiş ve kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2015/5656, K. 2015/13016, 30 Kasım 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama