KÜNYE
17. Hukuk Dairesi 2015/7105 E., 2016/8807 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Ekim 2016
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
587 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hüküm davacı ve davalı ... vekillerince temyiz edilmiş, davalı ... vekilince de duruşma talep edilmiş olmakla duruşma için tayin edilen 11.10.2016 Salı günü davacı vekili Av. ... ve davalı ... vekili Av. ... ile davalı ... vekili Av.... geldiler. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraf vekilleri dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü.
-K A R A R-
Davacı alacaklı vekili, borçlu davalı ... hakkında takip başlatıldığını, borçlunun alacağı karşılayacak mal varlığı bulunmadığı, alacaklılardan mal kaçırma amacı ile dava konusu taşınmazı diğer davalı ...'e devrettiğini, bu devre ilişkin tasarrufun iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı borçlu vekili, dava koşulu olan geçici ve kesin aciz belgesinin olmadığını, takibe konulan senedin teminat senedi olarak verildiğini, müvekkilinin alacaklı bankaya borcu olmadığını, taşınmaz satışının gerçek olduğunu haksız açılan davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı ... vekili, yargılama sırasında verdiği beyan dilekçesinde ivazlar arasında fahiş fark olmadığını, davalılar arasında bir akrabalık ve yakınlık bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya içerisindeki delil ve belgeleri göre, taşınmazın borcun doğmundan sonra satıldığı ancak ivazlar arasında fahiş fark olmadığı, davalı ...'in borçlunun mali
durumunu bildiği veya bilmesi gerektiği davacı tarafından ispatlanmadığı, davalılar arasında akrabalık ilişkisi olmadığı, borçlunun davayı kabul etmesinin davanın özelliği gereği dikkate alınmasının söz konusu olmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili vekalet ücreti yönünden davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Öte yandan davacı vekili 17.01.2014 tarihli dilekçe ile dava konusu taşınmazın davalı ... tarafından dava dışı şahsa satıldığından borçlu ve davalı üçüncü kişinin, taşınır ve taşınmaz malları ile hak ve alacaklarına İİK'nun 281/2, maddesi gereğince ihtiyati haciz konulmasını istemiştir.
Mahkemece 20.01.2014 tarihli karar ile, tapu kayıtlarına göre dava konusu taşınmazın dava dışı ... adına kayıtlı olduğu, taşınmaza haciz konulması için kesinleşmiş icra alacağından dolayı ihtiyati haciz kararı verilebileceğinden bahisle bu talep red edilmiş ve bu red kararı da davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiş, dairemizce, bu temyiz üzerine 2014/4706 Esas ve 2015/12594 karar sayılı ilamı ile dosyanın fiziksel olarak gönderilmesi istemi ile geri çevrilmiş, bu aşamadan sonra asıl dosya hakkında esastan karar verildiğinden, asıl karar ile ihtiyati haciz talebinin reddi kararının temyiz incelemesi birlikte yapılmıştır.
1-Davacı alacaklı vekilinin, mahkemenin 20.01.2014 tarihli ihtiyati haciz talebinin red kararı temyizi ise, davanın esastan red edilmiş ve dairemizce onanmış bulunmasına göre temyiz dilekçesinin REDDİNE
2-Dosyadaki yazılara toplanan delillere hükmün dayandığı gerektirici sebeplere ve davalı ...'in borçlunun mali durumu ve alacaklılarını ızrar kastını bildiğinin somut olarak ispatlanmamış bulunmasına göre davacının tüm davalı ...' vekilinin aşağıda yazılı bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
3-Dava konusu taşınmazın davalı ... tarafından satın alındığı 14.05.2013 tarihinde ki değeri 70.000,00 TL olarak belirlendiğinden bu değer üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde dava dilekçesindeki değer üzerinden hasaplama yapılması usul ve yasaya aykıdır.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirir nitelikte görülmediğinden, 6100 Sayılı HMK'nin geçiçi 3/2 maddesi delaletiyle 1086 sayılı HUMK'nin 438/7 maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2015/7105, K. 2016/8807, 11 Ekim 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama