KÜNYE
17. Hukuk Dairesi 2016/1388 E., 2016/5810 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Mayıs 2016
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
357 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili ve davalı .... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili; müvekkilinin sevk ve idaresindeki araca, davalı ...'in kullandığı ve diğer davalı şirketin maliki bulunduğu aracın arkadan çarptığını, ve aracında hasar ve değer kaybı meydana geldiğini belirterek şimdilik 1.000,00 TL. değer kaybı ile 700,00 TL kazanç kaybı olmak üzere toplam 1.700,00 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davacı vekili 23/08/2013 ıslah dilekçesi ile talebini 4.400,00 TL'ye çıkarmıştır.
Davalı.... vekili; davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ...'e usulüne uygun tebligat yapılmış davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna göre, davanın kabulü ile 1.700,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasına, karar verilmiş, hüküm davacı vekili ve davalı... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava trafik kazasından kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
1086 Sayılı HUMK'nun 388 ve 389. maddeleri ile 6100 Sayılı HMK'nun karşılık 297/1-2 maddeleri uyarınca, mahkeme kararında; hüküm sonucunun, taraflara yükletilen hak ve sorumlulukların şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde ayrı ayrı ve açıkça gösterilmesi gerekir.
Somut olayda Davacı vekili, 1.700,00 TL olan maddi tazminat istemini, harcını da yatırdığı 23/08/2013 tarihli
ıslah dilekçesi ile 4.400,00 TL'ye yükseltmiş ve mahkemece gerekçeli kararda talebin ıslah edildiği belirtilmiş olmasına rağmen davacının talebi yönünden sadece 1.700,00 TL maddi tazminata hükmedilip ıslah konusunda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi doğru görülmemiştir. Bu durumda mahkemece davacı vekilinin usulüne uygun olarak yapmış olduğu ıslah talebi de göz önüne alınarak delillerin değerlendirilmesi ve varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir. 2-Bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2016/1388, K. 2016/5810, 11 Mayıs 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama