KÜNYE
17. Hukuk Dairesi 2016/18580 E., 2019/2349 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Mart 2019
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
277 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat davasının yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, 25.12.2010 tarihinde, müvekkilinin yolcu olarak bulunduğu araç sürücüsünün tam kusurlu olarak dava dışı önünde seyreden araca çarpması sonucu davacının yaralandığını, davalı ... şirketinin müvekkilini ferdi kaza sigorta poliçesi ile 25.10.2010-25.11.2011 tarihleri arasında sigortaladığını belirterek, 100,00 TL tazminatın davalıdan temerrüt tarihinden itibaren faizi ile tahsilini istemiş, talebini 60.000,00 TL olarak ıslah etmiştir.
Davalı vekili, zamanaşımı süresinin dolduğunu ve davanın esastan reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile davalı ... şirketinin poliçe limiti dahilinde sorumlu olması kaydıyla toplam 60.000,00 TL maluliyet tazminatının dava tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, ferdi kaza sigortasından kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
1- 6762 sayılı TTK.nun 1268. maddesi ve Ferdi Kaza Sigortası Genel Şartlarının 20.maddesine göre sigorta sözleşmesinden doğan bütün taleplerin iki yılda zamanaşımına uğrayacağı hükmü getirilmiştir. Somut olayda trafik kazası 25.12.2010 tarihinde meydana gelmiş, yani riziko bu tarihte gerçekleşmiştir. Dava ise, 06.07.2015 tarihinde açılmıştır. Bu hale göre, mahkemece davalının süresinde yaptığı zamanaşımı defi değerlendirilerek ve olayda iki yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş ve bozma nedeni yapılmıştır.
2- Bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2016/18580, K. 2019/2349, 4 Mart 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama