KÜNYE
17. Hukuk Dairesi 2016/3877 E., 2016/5086 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Nisan 2016
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
393 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacılar vekili ve davalı şirket vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
- KARAR -
Davacılar vekili, 19.9.2012 tarihinde....plakalı araç ile davalı ...'un müvekkillerinden küçük ....'e çarptığını,...'in hayati tehlike geçirecek şekilde ağır yaralanmasına sebebiyet verildiğini belirterek çekilen manevi zararın tazmini için davacılardan ... için 7.000'er TL,...için 4.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı .... Şti. vekili, davanın haksız olduğunu, tazminatın fahiş olduğunu, olayın oluşunda bizatihi davacının ebeveyinlerinin kusurlu olduklarını ihmallerinin bulunduğunu, manevi tazminatın hiçbir zaman zenginleşme aracı olarak kulllanılmaması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Yapılan yargılama sonucu davanın kısmen kabulüne dair verilen hüküm, Dairemizin 25/05/2015 tarih 2014/1488 Esas 2015/7650 Karar sayılı ilamı ile bozulmuştur. Mahkemece, uyulmasına karar verilen bozma ilamı, toplanan delillere göre; anne ... bakımından 2.500 TL, davacı baba ... bakımından 2.500 TL,... bakımından
3.000 TL, İlhan Yiğit bakımından 2.000 TL manevi tazminatın tahsline karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili ve davalı şirket vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı şirket vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir
2- Dava, trafik kazasından kaynaklanan manevi tazminat istemine ilişkindir. Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkında hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de göz önünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, M.K.nun 4.maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hak ve nesafete göre hükmedeceği öngörülmüştür.
Yukarıda belirtilen hususlar dikkate alındığında, davacılar vekilinin temyiz itirazının kabulüyle davacılar için takdir olunan manevi tazminatın düşük olduğu görülmüş ve hakkaniyete uygun bir manevi tazminata hükmedilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2016/3877, K. 2016/5086, 20 Nisan 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama