KÜNYE
17. Hukuk Dairesi 2016/7421 E., 2018/8927 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Ekim 2018
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
342 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, Tasfiye halindeki ...Ltd. Şti nin Vergi Dairesine 3.394.752,56 TL vergi borcu bulunduğunu, şirketin %99'undan ...'ın sorumlu olduğunu 6183 Sayılı Yasa'nın 35 Maddesi gereğince limited şirketin amme borçlarından ortakların da sorumlu olduğunu, davalının ... 3582 parselde kayıtlı arazisini 28.09.2007 tarihinde 2.500,00 TL bedelle kızı ...'a sattığını, taşınmazın 110.000,00 TL kıymetinde bulunduğunu, 6183 Sayılı Yasanın 27. Maddesi gereğince yapılan bu tasarrufun bağış niteliğinde ve geçersiz olduğunu ileri sürerek 30 madde gereğince tasarrufun iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalılar, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda hak düşürücü süre geçtiğinden bahisle davanın reddine dair verilen karar davacının temyizi üzerine Dairemizin 04.04.2013 tarih, ... esas 2013/4808 karar sayılı ilamı ile; öncelikle borçlu davalı hakkında yapılıp kesinleşen bir icra takibinin olması gerektiği, dava konusu edilen tasarruf 28.09.2007 tarihli olup dava 31.05.2010 tarihinde açılmakla hak düşürücü süreden bahsetmenin mümkün olmadığı, mahkemece borçlu davalı ... yönünden 6183 sayılı Yasa
uyarınca usulüne uygun biçimde icra takibi yapılıp yapılmadığının irdelenmesi, usulüne uygun takip var ise yukarda açıklandığı gibi 6183 sayılı Yasanın 27 ile 30. maddelerinde yazılı iptal koşullarının oluşup oluşmadığının araştırılması ve buna ilişkin olarak tarafların delillerinin toplanması ondan sonra toplanan ve toplanacak tüm delillerin birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur,
Mahkemece, iddia, savunma, bozma ilamı, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre kesinleşmiş bir vergi (icra) dosyası bulunmadığından borçlunun borcunu bilerek mevcudiyetini azalttığı sonucuna varılamayacağı ve aynı yasanın 30.maddesine göre sorumluluğuna gidilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2016/7421, K. 2018/8927, 10 Ekim 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama