KÜNYE
17. Hukuk Dairesi 2016/8836 E., 2019/3379 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Mart 2019
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
280 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
- KARAR -
Davacı vekili, 21/07/2012 günü davalıların sürücü ve malik olduğu aracın yaya olan müvekkiline asli kusurla çarpması ile meydana gelen trafik kazasında müvekkilinin yaralandığını belirterek şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın ve 15.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile tahsilini talep etmiştir.
Davalı ... ve davalı ..., ayrı ayrı davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre; maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 800,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 21/07/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan ölüm nedeni ile maddi tazminat ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkında hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de göz önünde tutularak, hak ve nasafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, M.K.nun 4. maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hak ve nasafete göre hükmedeceği öngörülmüştür.
Yukarıda belirtilen hususlar dikkate alındığında, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulüyle davacı için takdir olunan manevi tazminatın düşük olduğu görülmüş ve hakkaniyete uygun bir manevi tazminata hükmedilmek üzere kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2016/8836, K. 2019/3379, 21 Mart 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama