KÜNYE
17. Hukuk Dairesi 2016/9834 E., 2019/10007 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Ekim 2019
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
375 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı bir kısım davalılar yönünden davanın açılmamış sayılmasına, bir kısım davalılar yönünden ise karar verilmesine yer olmadığına dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Hükmüne uyulan Dairemizin 2013/19253 E- 2014/5395 K sayılı sayılı ilamında özetle; ''...... .... davalı borçlu ... kendisine ait 903 sayılı parselin 855/864 payını 20.10.2008 tarihinde davalı ... satmış olup, ... tarafından da 28.10.2008 tarihinde davalı ...'a satmış 4. kişi konumunda olan davalı ...'in borçlu davalının mali durumu ile alacaklıları ızrar kastını bilen veya bilmesi lazım gelen kişilerden olduğu kanıtlanamamış 3. kişi konumundaki davalı ... ise borçlu davalının dayısı olduğu dolayısıyla İİK.nın 280/1-2 maddeleri uyarınca hakkındaki davanın kabulü gerektiği dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece davalı ... Durgun'un İİK.nın 283/II maddesi
uyarınca taşınmazı elden çıkardığı tarihteki gerçek değeri oranında, davacının asıl alacak ve ferileri ile sınırlı olarak tazminata mahkum etmesi gerekirken yanlış değerlendirme sonucu bu taşınmaz yönünden davanın tümden reddine karar verilmesi, yine dava konusu 127 sayılı parselin 80/280 payı ... tarafından davalı ...'a, 925 sayılı parselin 56/756 payı ise davalı ...'a satılmış olup her iki taşınmaz payı da şufa hakkının kullanılması nedeniyle davalıların elinden çıkmıştır.
127 sayılı parsel yönünden davalı ...'ın, 925 sayılı parsel yönünden ise ...'un şufa nedeniyle aldıkları bedel oranında ve davacının asıl alacak ve ferileri ile sınırlı olmak üzere tazminata mahkum edilmeleri gerekirken yanlış değerlendirme sonucu bu taşınmazlar yönünden de tasarrufun iptaline karar verilmesi doğru bulunmamıştır. ”gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Davalıların cevap dilekçelerinde davanın reddini savundukları anlaşılmıştır.
Mahkemece, bozma hükmüne uyarak yapılan yargılama neticesinde bir kısım davalılar yönünden davanın açılmamış sayılmasına bir kısım davalılar yönünden de karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2016/9834, K. 2019/10007, 24 Ekim 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama