KÜNYE
17. Hukuk Dairesi 2017/3076 E., 2019/10134 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Kasım 2019
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
436 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalılar vekillerince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 05.11.2019 Salı günü davalı ... vekili Av. ... ile davalı ... vekili Av. ... geldi. Davacı tarafından gelen olmadı. Temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davalılar vekilleri dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı alacaklı vekili, davalı ... hakkında takip yapıldığını, takibin semeresiz kaldığını, dava konusu taşınmazını 21.05.2010 tarihinde davalı ...'a sattığını belirterek, bu tasarrufun iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemenin davanın kabulüne ilişkin ilk kararı, Dairemizin 06.04.2015 tarih 2014/17950 Esas 2015/5363 Karar sayılı ilamı ile davalıların diğer temyiz itirazlarının reddine, dava konusu taşınmazın davalı ... tarafından dava dışı ...'a satıldığı tarihteki gerçek değerinin belirlenmesi, ondan sonra tazminata karar verilecek ise bu tazminatın kimden alınacağının kararda açıkça gösterilmesi gerekirken infazda tereddüt yaratacak şekilde davacı tarafa tapudaki satış bedeli üzerinden cebri icra yetkisi verilmiş olması doğru bulunmadığından bahisle bozulmuş, bozma sonrasında mahkemece, davanın kabulü ile 1.050.000,00 TL'nin davalı ...'dan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK'nun 277 maddesine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillere hükmün dayandığı gerektirici sebeplere ve bozma gereğince yapılmış araştırma sonucuna göre karar verilmiş olduğundan davalılar vekillerinin aşağıda yazılı bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davanın İİK'nun 283/2. maddesi gereğince bedele dönüşmesi halinde, üçüncü kişinin davacının alacağından fazla olmayacak şekilde bu bedel ile sorumlu olması gerekir. Mahkemece tazminatın alacak ve ferileri ile sınırlı olması gerektiğini belirtmeksizin tüm taşınmaz değerinin tazminat olarak tahsiline karar verilmesi isabetsizdir.
Öte yandan, tasarrufun iptali davalarında dava değeri takip konusu alacak miktarı ile dava konusu olan şeyin değerinden hangisi az ise o değer üzerinden harç ve vekalete hükmedilmesi gerekirken yüksek olan taşınmaz değeri üzerinden yargılama giderinin belirlenmesi de hatalı olmuştur.
Ne varki, bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirir nitelikte görülmediğinden, 6100 Sayılı HMK'nın geçiçi 3/2. maddesi delaletiyle 1086 sayılı HUMK'nın 438/7. maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2017/3076, K. 2019/10134, 5 Kasım 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama