KÜNYE
17. Hukuk Dairesi 2018/3933 E., 2020/5133 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Ekim 2020
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi
Karar Metni
596 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hüküm davacı ve davalı vekillerince temyiz edilmiş, davacı vekilince de duruşma talep edilmiş olmakla duruşma için tayin edilen 06.10.2020 Salı günü davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... geldiler. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraf vekilleri dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili; davalının trafik sigortacısı olduğu aracın karıştığı tek taraflı trafik kazası neticesinde araçta yolcu olarak bulunan davacının yaralandığını, farklı hastanelerde tedavi gördüğünü, halen iyileşemediğini, HMK'nın 107. maddesine göre talepte bulunduğunu, yol gideri, belgelendirilemeyen tedavi gideri ile bakıcı gideri talebi olarak 5.000,00 TL, geçici ve sürekli iş göremezlik talebi olarak 5.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, bedel artırım dilekçesiyle talebini 103.016,10 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı vekili; kazaya karışan aracın müvekkili nezdinde trafik sigortası olduğunu, sorumluluğun kusur oranın poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, kusur maluliyet ve aktüer hesabı alınması gerektiğini, emniyet kemeri ve hatır taşımacılığı
nedeniyle tazminattan indirim sebeplerinin araştırılmasını taleple davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece,iddia, savunma, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davanın kısmen kabulü ile 3.169,04 TL tedavi bakım gideri 99.847,06 TL geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 103.016,01 TL maddi zararın dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm davacı vekili ile davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince, İstinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili ile davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-İlk derece mahkemesince verilen karara yönelik olarak davacı vekili ile davalı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK’nın 266. (1086 Sayılı HUMK m. 275) maddesinde, çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınması gerektiği hükmüne yer verilmiştir. Dava konusu belgelelendirilemeyen tedavi bakım ve yol giderleri miktarının saptanması uzman doktor bilirkişi aracılığı ile belirlenmelidir.
Somut olayda mahkemece, davacının belgelendirilemeyen tedavi gideri, bakım ve yol giderleri açısından hükme esas alınan 26.05.2016 tarihli aktüer uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen kök rapora göre tedavi giderinin toplamda 3.169,04 TL olduğu belirtilmiştir. Uzman bilirkişi tarafından düzenlenmeyen rapor denetime elverişli değildir.
Bu durumda mahkemece, davacıda oluşan yaralanma sebebi yapılması muhtemel tedavi giderleri, bakıcı ve ulaşım giderleri bakımından konusunda uzman doktor bilirkişiden denetime elverişli, ayrıntılı, gerekçeli bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, Bölge Adliye Mahkemesi’nce bu hususa yönelik davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi’nin davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine ilişkin kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2018/3933, K. 2020/5133, 6 Ekim 2020 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama