KÜNYE
17. Hukuk Dairesi 2019/1846 E., 2020/7366 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Kasım 2020
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
461 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
- KARAR -
Davacı vekili; müvekkilinin kendisine ait araç ile seyir halinde iken direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucunda park halindeki 5 araca çarpması ile maddi hasarlı kaza meydana geldiğini, müvekkilinin aracının davalı şirket tarafından genişletilmiş hususi kasko sigortası ile teminat altına alındığını, ancak davalı şirket tarafından davacının olay yerini haklı bir neden olmaksızın terk ettiği gerekçesi ile herhangi bir ödeme yapılmadığını, bu nedenlerle fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla, 04/03/2015 tarihinden itibaren uygulanacak yasal faizi ile 1.000,00 TL’nin tahsiline, karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kabulü ile 8.714,30 TL maddi tazminatın 20.03.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine dair verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiş, Daire’nin 2016/13683 E.- 2017/6771 K. ve 01.04.2013 tarihli ilamında özetle “01.04.2013 tarihinde yürürlüğe giren Kasko Genel Şartlar A.5.10. maddesi “Zorunlu haler (tedavi ve yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeni ile uzaklaşma vb) hariç olmak üzere bu maddenin 5.4 ve 5.5 nolu bentlerindeki ihlaller nedeni ile sürücünün kimliğinin tespit edilmesini engellemek için kaza
yerinden ayrılması” teminat dışı hal olarak düzenlenmiştir. Somut olayda korku ve panikle olay yerinden ayrılmak zorunda kaldığını ileri sürmüş, davacı tanıklarından ...'nın beyanında “davacının araçtan kendilerinin indirdiğini”, davacı tanığı ...'in ifadesinde ise “davacının aracından kendinin indiğini” beyan ederek bu konuda kısmen çelişkili beyanlarda bulundukları anlaşılmıştır.
Sigortalı davacının olay yerini zaruretten terk ettiği mahkemece kabul edilmiş ise de yapılan inceleme hüküm vermeye yeterli değildir.
Davalı tarafından dosyaya ibraz edilen mobese kayıtlarına ilişkin bilirkişiden rapor aldırarak davacının olay yerinden ayrılış şeklinin irdelenmesi ve tanık beyanlarının denetlenmesi sonucuna göre davacının olay yerinden ayrılmasının teminat dışı olup olmadığına karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak hüküm verilmesi gereğine değinilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyulmasına karar verilerek yapılan yargılama neticesinde tüm dosya kapsamına göre, hakkında “sürücü firar” olarak tutanak düzenlenen davacının, tutanağın aksini ispata elverişli bir delil ortaya koyamadığı, davacı tanıklarıyla tutanak tanığının beyanının farklı içerikli olduğu, resmi kamu görevlisi olan tutanak tanığının beyanını diğer taraf tanıklarına tercih etmemek için herhangi bir neden de olmadığı görülmüş, kaza sonrası olay yerini terkin zaruretten kaynaklanmadığı vicdani kanaatiyle teminat dışı kalan maddi tazminat konulu davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2019/1846, K. 2020/7366, 19 Kasım 2020 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama