KÜNYE
17. Hukuk Dairesi 2019/2646 E., 2021/2238 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Mart 2021
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
359 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı ...'ün dava dışı ... Tur. Servis Hiz. San. Tic. Ltd.'nin sorumlu müdürü olduğu, bu şirketin damga vergisi vs. borçları nedeniyle yönetim kurulu üyesi ve temsilcisi sıfatıyla davalıya ödeme emirleri gönderildiğini ve söz konusu takiplerin kesinleştiğini ancak davalı borçlunun aciz halinde bulunması nedeniyle borçların tahsil edilemediğini, bu arada davalının kendisine ait ... Mah. 54 parseldeki taşınmazını diğer davalıya sattığını, bu nedenle borca yeter miktarda tasarrufun iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili ve davalı ... vekili davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 6183 sayılı Yasanın 24 ve devamı maddesinden kaynaklanan tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, davacı tarafından davalı ...’in davalı borçlunun durumunu bilen ve bilmesi gereken kişi olduğunun ispat edilememesine ve dava konusu gayrımenkulün satış bedeli ile gerçek değeri arasında misli aşan fark olduğu anlaşılsa da davalı ... tarafından davalı borçlunun
hesabına daire bedeli açıklaması ile banka kanalı ile 210.000,00 TL gönderilmiş olduğunun, bu durumda bedel farkının da olmadığının anlaşılmış olmasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 168. maddesinde 16/06/2009 tarihinde ve 5904 sayılı Kanun’un 35. maddesi ile yapılan değişiklik sonucu hazırlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun uygulanmasından doğan her türlü davalar için avukatlık ücreti tutarının maktu olarak belirlenmesi gerekirken nisbi olarak takdir edilmesi de hatalı olmuştur.
Ne var ki, HUMK’nun 438/7. maddesi uyarınca bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2019/2646, K. 2021/2238, 3 Mart 2021 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama