KÜNYE
17. Hukuk Dairesi 2021/2462 E., 2021/3210 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Mart 2021
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
397 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki sigorta tahkim davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davacılar vekili tarafından yapılan itirazın kabulüne dair verilen kararın süresi içinde taraflar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacılar vekili, 23/10/2016 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu vefat eden Jandarma Er ... anne ve babası için 75.000,00'er TL olmak üzere 150.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, başvurunun reddini savunmuştur.
Sigorta Hakem Heyeti tarafından, iddia, savunma, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; başvurunun görev nedeniyle reddine, uyuşmazlığın görevli ve yetkili mahkemece halledilmesine karar verilmiş; karara davacılar tarafından itiraz edilmiştir.
Sigorta İtiraz Hakem Heyeti tarafından davalının itirazının reddine, davacılar vekilinin yaptığı itirazın kabulüyle hakem heyeti kararının kaldırılarak yeniden karar oluşturulmasına, başvuru sahibinin talebinin kısmen kabulüyle, davacılar için 25.000,00'er TL manevi tazminatın 07/03/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline dair karar, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan vefat nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir.
Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle
duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli ve tarafların kusur durumu da gözönünde tutularak, 6098 sayılı B.K.’nın 56.maddesindeki (818 sayılı BK'nın 47. maddesi) özel haller dikkate alınarak, hak ve nasafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, M.K'nın 4. maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hak ve nasafete göre hükmedeceği öngörülmüştür.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23/06/2004, 13/291-370)
Yukarıda belirtilen hususlar dikkate alındığında takdir olunan manevi tazminatların az olduğu görülmüş ve hakkaniyete uygun bir manevi tazminata hükmedilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2021/2462, K. 2021/3210, 24 Mart 2021 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama