KÜNYE
18. Ceza Dairesi 2015/12900 E., 2016/496 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Ocak 2016
- Mahkemesi
- Sulh Ceza Mahkemesi
- Suç
- Kişilerin huzur ve sükununu bozma
- Hüküm
- Mahkumiyet
Karar Metni
310 kelime·2 dk okuma
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi, kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Kişilerin huzur ve sükununu bozma suçu ile korunan hukuki yarar kişi özgürlüğünün korunması ve bireyin, psikolojik ve ruhsal bakımdan rahatsız edilmemesi ve yaşamını sağlıklı bir şekilde sürdürmesi olarak tanımlanmaktadır. Bu suçun oluşabilmesi için, kanun metninde yazılı bulunan telefon etme, gürültü yapma yada aynı maksatla, hukuka aykırı bir davranışta bulunması bir kez yapmasının yeterli olmadığı, eylemin ısrarla tekrarlanması süreklilik arz etmesi ve sırf kişilerin huzur ve sükununu bozma saiki ile işlenmesi gerekmektedir.
Yargılamaya konu somut olayda ise, sanığın, iddianame anlatımı ve kabule göre, katılanı aynı gün içerisinde takip ettiği ve takip edildiğini anlayan katılanının durumu polis görevlilerine haber vermesi üzerine sanığın yakalandığının anlaşılması, sanığın ise cadde üzerinde yürümekte iken katılan ve annesinin yanından geçtiğini, daha sonra arkadaşı H. Y. ile buluşmak üzere halk pazarının bulunduğu yere gittiğini, burada O.
Restorantta arkadaşı ile sohbet ederken polislerin restoranta geldikleri ve kendini yakaladıklarını savunması karşısında, TCK'nın 123. maddesinde düzenlenen kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunun unsuru olan ısrar öğesinin ne şekilde gerçekleştiği yöntemince açıklanmadan ve olay hakkında bilgisi bulunduğu anlaşılan Hasan Yılmaz isimli şahıs dinlenmeden, eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle sanığın mahkumiyetine karar verilmesi,
Yargıtay 18. Ceza Dairesi, E. 2015/12900, K. 2016/496, 13 Ocak 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama