KÜNYE
18. Ceza Dairesi 2015/30307 E., 2016/9980 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Mayıs 2016
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suçlar
- Yaralama, tehdit, hakaret, görevi yaptırmamak için direnme
- Hükümler
- Mahkumiyet, beraat
Karar Metni
509 kelime·3 dk okuma
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
1- Katılan sanık ... hakkında katılan sanıklar ... ve ...'a yönelik yaralama suçları ve katılanlar ..., ... ve ...'a yönelik görevi yaptırmamak için direnme suçu yönünden kurulan hükümlerin incelenmesinde;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede,
Sanığa yükletilen yaralama ve görevi yaptırmamak için direnme eylemleriyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemlerin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tiplerine uyduğu,
Katılan sanık ...'in görevi yaptırmamak için direnme eylemini birden fazla görevliye karşı gerçekleştirmesine rağmen, sanık hakkında TCK'nın 43. maddesi uygulanmayarak eksik cezaya hükmolunmuş ise de, aleyhe temyiz olmadığından bozma yapılamayacağı,
TCK’nın 53/1-b maddesinde yer alan hak yoksunluğunun uygulanmasına ilişkin düzenleme, Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarih ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı kararıyla iptal edilmiş ise de, infaz aşamasında resen dikkate alınabileceğinden bu hususun bozmayı gerektirmediği,
Anlaşıldığından sanık ... müdafiinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKMÜN ONANMASINA,
2- Katılan sanık ... hakkında hakaret suçlarından kurulan hükümler ve katılan sanıklar ... ve ... hakkında yaralama suçundan kurulan hükümlerin incelenmesinde;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede, başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
a- Katılan sanık ...'in, olay yerine gelen polis memurları ...'e, ...'a, ...'ya ve olay yerinde bulunan ...'a yönelik hakaret eylemleri ile, hakkında adli rapor aldırılmak üzere götürüldüğü hastanede görevli polis memuru ...'e, hastane güvenlik görevlileri ...'a ve ...'a yönelik hakaret eylemlerinin, bir suç işleme kararının icrası kapsamında gerçekleştirildiğinin anlaşılması karşısında, mahkemece tek hakaret suçundan hüküm kurulduktan sonra TCK'nın 43. maddesi uyarınca cezadan arttırım yapılması yerine, her bir hakaret eylemi için ayrı ayrı hüküm kurulmak suretiyle fazla cezaya hükmolunması,
b- Katılan sanık ...'in yargılamanın aşamalarında ve değişmeyen savunmalarında katılan sanıklar ...'ın ve ...'ın kendisini darp ettiklerini beyan etmesi, olay günü ... hakkında düzenlenen 08/07/2012 tarihli...
Devlet Hastanesi'nden alınan hekim raporunda ...'in darp edildiğinin belirtildiği, 11/07/2012 tarihli Adli Tıp Kurumu raporunda ise ...'in yaralanmasının vücutta kemik kırığı şeklinde olduğunun, bu yaralanmanın kişinin yaşamını tehlikeye sokan bir durum olduğu, kemik kırığının yaşam fonksiyonlarını üç derecede etkilediği ve basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmadığının belirtilmesi,
09/07/2012 tarihli kolluk ifadelerinde katılan sanıklar ...'ın ve ...'ın ... ile aralarında kavga olayının yaşandığını doğrulamaları, dinlenen tanıkların da katılan sanıkların kavga ettiğini beyan etmeleri karşısında, mahkemece hangi delile neden üstünlük tanıdığı, alınan hekim raporuna neden itibar edilmediği açıklanmadan, CMK'nın 230/1-b maddesine aykırı şekilde ve yetersiz gerekçeyle katılan sanıklar ... ve ... hakkında yazılı şekilde hüküm kurulması,
Yargıtay 18. Ceza Dairesi, E. 2015/30307, K. 2016/9980, 9 Mayıs 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama