KÜNYE
18. Ceza Dairesi 2015/38633 E., 2016/18806 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Aralık 2016
- Mahkemesi
- Sulh Ceza Mahkemesi
- Suçlar
- Hakaret, kişilerin huzur ve sükununu bozma
- Hükümler
- Vazgeçme nedeniyle kamu davasının düşürülmesi
Karar Metni
517 kelime·3 dk okuma
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Yargılama giderleri 5271 sayılı CYY'nın 324 ila 330. maddelerinde düzenlenmiş olup anılan Yasanın, 324. maddesinin birinci fıkrasında yer alan; “Harçlar ve tarifesine göre ödenmesi gereken avukatlık ücretleri ile soruşturma ve kovuşturma evrelerinde yargılamanın yürütülmesi amacıyla Devlet Hâzinesinden yapılan her türlü harcamalar ve taraflarca yapılan ödemeler yargılama giderleridir” şeklindeki düzenleme ile yargılama giderlerinin kapsamı; 325. maddesinin birinci fıkrasında yer alan; “Cezaya veya güvenlik tedbirine mahkûm edilmesi hâlinde, bütün yargılama giderleri sanığa yüklenir” şeklindeki düzenleme ile de bu konuya ilişkin genel kural belirlenmiştir.
Buna karşılık, “beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi halinde gider” başlıklı 327. maddenin birinci fıkrasında, genel kurala ters düşmeyecek şekilde; “hakkında beraat veya ceza verilmesine yer olmadığına karar verilen kişi, sadece kendi kusurundan ileri gelen giderleri ödemeye mahkûm edilir” hükmüne yer verilmek suretiyle "beraat veya ceza verilmesine yer olmadığına" karar verildiğinde, yargılama giderlerine ilişkin olarak nasıl karar verilmesi gerektiği açıkça düzenlenmiştir.
327. maddenin gerekçesinde, "kendi kusuru" ibaresinden ne anlaşılması gerektiği “hakkında kamu davası açılmış olan kişi savsama ve kusuruyla bilirkişi veya tanıkların dinleneceği veya yüzleştirme yapılacak duruşmaya katılmaması ve bu işlemlerin yenilenmesinin gerekmesi, kendisini suçlama gibi nedenlerden kaynaklanan giderlerden sorumludur’’ biçiminde açıklanmıştır.
Buna göre, kural; sanık hakkında, cezaya veya güvenlik tedbirine hükmolunması halinde, bütün yargılama giderlerinin sanığa yüklenmesidir. İstisnalar ise yasada açıkça belirtilmiş değildir. Beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi halinde sanığın sadece kendi kusurundan ileri gelen giderleri ödemeye mahkum edileceği hükmüne ayrıca yer verilmiş olması, 327. maddenin "sınırlayıcı nitelikte istisnai bir hüküm olarak" kabul edilmesini gerektirmez.
Zira, 325. madde, yargılama giderlerinden mutlaka sorumlu olacak kişiyi, 327. madde ise yargılama giderlerinden sorumlu tutulamayacak kişiyi belirtmekle yetinmiştir.
325. maddenin 3. fıkrasında da; "yargılamanın değişik evrelerinde araştırma veya işlemler nedeniyle giderler meydana gelmiş olup da, sonuç sanık lehine ortaya çıkmış ise, bu giderlerin sanığa yüklenmesinin hakkaniyete aykırı olacağı anlaşıldığında mahkeme, bunların kısmen veya tamamen Devlet Hâzinesine yüklenmesine karar verir." denilmek suretiyle, yargılama giderlerinin sanığa yüklenip yüklenmeyeceği hususunda "hakkaniyete aykırı" davranılmaması gerektiğine işaret edilmiştir.
Bu durumda, Yasanın 325 ve 327. maddelerinden her ikisinde de sayılmayan, "düşme, davanın reddi" gibi hallerde, 325. maddenin 3. fıkrasındaki "hakkaniyet" kıstası kullanılmak suretiyle kıyas yapılması mümkün görülmüştür. Zira, ceza muhakemesi hukukunda, sınırlayıcı ve istisnai normlar ile koruma tedbirlerine ilişkin düzenlemelerin kıyasen uygulanmasının olanaklı olmadığı kabul edilmekte ise de; 327. maddedeki düzenlemenin, sınırlayıcı veya istisnai bir norm olduğu söylenemez.
Yargıtay 18. Ceza Dairesi, E. 2015/38633, K. 2016/18806, 7 Aralık 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama