KÜNYE
18. Ceza Dairesi 2015/39172 E., 2017/10182 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Ekim 2017
- Mahkemesi
- Sulh Ceza Mahkemesi
- Suç
- Kişilerin huzur ve sükununu bozma
- Hüküm
- Mahkumiyet
Karar Metni
273 kelime·1 dk okuma
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;Başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
a-Kişilerin huzur ve sükununu bozma suçu ile korunan hukuki yarar kişi özgürlüğünün korunması ve bireyin, psikolojik ve ruhsal bakımdan rahatsız edilmemesi ve yaşamını sağlıklı bir şekilde sürdürmesi olarak tanımlanmaktadır. Bu suçun oluşabilmesi için, kanun metninde yazılı bulunan telefon etme, gürültü yapma ya da aynı maksatla, hukuka aykırı bir davranışta bulunması bir kez yapmasının yeterli olmadığı, eylemin ısrarla tekrarlanması süreklilik arz etmesi ve sırf kişilerin huzur ve sükununu bozma saiki ile işlenmesi gerekmektedir.
Yargılamaya konu somut olayda ise, sanığın suçlamayı kabul etmemesi karşısında, siparişleri alan firmaların bilgilerinin kargo şirketlerinden temin edilerek, iddia olunan kargo siparişlerinin kim tarafından ve nasıl verildiğinin tespit edilmesi ve tüm kanıtlar birlikte değerlendirilerek, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, TCK'nın 123. maddesinde düzenlenen kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunun unsuru olan ısrar öğesinin ne şekilde gerçekleştiği ve sanığın kastının ne şekilde sırf huzur ve sükunu bozma saiki olarak kabul edildiği yöntemince açıklanmadan, eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle sanığın mahkumiyetine karar verilmesi,
b- Kabule göre de, sanık hakkında hüküm fıkrasının TCK'nın “123. maddesi” yerine, “TCK'nın 106/1. maddesinin birinci cümlesi” biçiminde yazılmış olması,
Yargıtay 18. Ceza Dairesi, E. 2015/39172, K. 2017/10182, 3 Ekim 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama