KÜNYE
18. Ceza Dairesi 2016/14150 E., 2018/14002 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 31 Ekim 2018
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suçlar
- Kişilerin huzur ve sükununu bozma, hakaret, tehdit
- Hükümler
- Mahkumiyet
Karar Metni
309 kelime·2 dk okuma
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
1- Hakaret ve tehdit suçlarından kurulan hükümlerin temyizinde;
Hakaret ve tehdit eylemlerine ilişkin kararda öngörülen cezaların nitelik ve niceliklerine göre, verildkleri tarih itibariyle hükümlerin temyiz edilmez olduğu anlaşıldığından, tebliğnameye uygun olarak, 5320 sayılı Kanunun 8/1 ve 1412 sayılı CMUK'nın 317. maddeleri uyarınca, katılan ... vekilinin TEMYİZ İSTEĞİNİN REDDİNE,
2- Kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan kurulan hükmün temyizinde;
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre, yapılan incelemede;
Sanığa yükletilen kişilerin huzur ve sükununu bozma eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,
Anlaşılmış ve ileri sürülen başkaca temyiz nedenleri yerinde görülmediği gibi hükmü etkileyecek oranda hukuka aykırılığa da rastlanmamıştır.
Ancak;
İstanbul (Kapatılan) 31. Sulh Ceza Mahkemesi'nce verilen hükümde, kendisini vekille temsil ettiren katılan lehine, CMK’nın 325/1 ve karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/1. maddesi uyarınca vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Yargıtay 18. Ceza Dairesi, E. 2016/14150, K. 2018/14002, 31 Ekim 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama