KÜNYE
18. Ceza Dairesi 2017/5028 E., 2019/3100 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Şubat 2019
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suç
- Müstehcenlik
- Hüküm
- Mahkumiyet
Karar Metni
263 kelime·1 dk okuma
Yerel Mahkemece bozma ilamı üzerine verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10. maddesine 6099 sayılı Kanun'un 3. maddesi ile eklenen 2. fıkrasına göre bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması halinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi,
bilinen en son adresi olarak kabul edilerek aynı Kanun'un tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina başlıklı 21. maddesine 6099 sayılı Kanun'un 5. maddesi ile eklenen 2. fıkrasına uygun olarak adres kayıt sistemindeki adresine tebligat yapılması gerektiği gözetilmeden, gerekçeli kararın, sanığın bozma öncesi temyiz dilekçesinde bildirdiği adresinden başka adrese tebliğ edildiği anlaşıldığından, sanığın temyiz isteminin süresinde olduğu kabul edilerek dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanığa yükletilen müstehcenlik eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,
TCK'nın 53/1-(b) maddesinin, Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarih ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı doğrultusunda ve TCK’nın 53/1-(c) maddesinin de Kanunda öngörülen biçimde infaz evresinde resen uygulanabileceği,
Yargıtay 18. Ceza Dairesi, E. 2017/5028, K. 2019/3100, 14 Şubat 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama