KÜNYE
(Kapatılan) 18. Hukuk Dairesi 2006/5491 E., 2006/6778 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Eylül 2006
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
325 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
YARGITAY KARARI
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasal gerektirici nedenlere ve özellikle kanıtların takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak;
1-Dosya içinde bulunan Belediye İmar Müdürlüğü ile Tapu Sicil Müdürlüğü yazıları içeriğinden kamulaştırılan taşınmazın değerlendirme tarihinde imar parseli, buna emsal alınan taşınmazın da satış tarihi itibariyle kadastro parseli olduğu anlaşılmaktadır.
Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamalarına göre dava konusu taşınmazın imar parseli olup emsalin bu nitelikte olmaması durumunda davaya konu taşınmazın imar uygulaması sırasında uğramış olduğu zayiat varsa emsal ile dava konusu taşınmaz arasında denge kurulması bakımından somut emsalin değerine dava konusu taşınmazın uğradığı zayiatın eklenmesi gerekir.
Bu husus Tapu Sicil Müdürlüğü ve Belediye İmar Müdürlüğünden sorularak, dava konusu taşınmazın İmar Yasasının 18. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, önceki yüzölçümü itibariyle uğradığı zayiat oranı saptanarak yapılacak ilavenin oranının belirlenmesi gerektiğinin düşünülmemiş olması,
2-Dava konusu taşınmazın tamamı 7841 m2 olup 1698,52 m2'si kamulaştırılarak geriye 3650,73 m2 ve 2491,75 m2'lik iki ayrı parça kalmıştır. Bu durumda bilirkişi kurulunca artan kısımlardan her birinin ayrı ayrı değerlendirilmesi, bu bağlamda her bir parçanın yüzölçümü, konumu ve geometrik durumu ile kullanım amacı (imarlı arsa oluşu) gözönünde tutulup her bir parça yönünden değer düşüklüğü oluşacağı dikkate alınarak bunun yüzde oranının ayrı ayrı belirlenmesi ve buna göre hesaplama yapılması gerektiği düşünülmeden geriye kalan kısımda değer artış ve azalışı bulunmadığından sözedilerek değer kaybı verilmemesi,
Doğru görülmemiştir.
Mahkemece açıklanan hususlarda bilirkişi kurulundan ek rapor alınmalı oluşacak sonuç doğrultusunda karar verilmelidir.
Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, E. 2006/5491, K. 2006/6778, 25 Eylül 2006 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama