KÜNYE
(Kapatılan) 18. Hukuk Dairesi 2008/9787 E., 2009/1357 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Şubat 2009
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
307 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Dava dilekçesinde icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
YARGITAY KARARI
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasal gerektirici nedenlere ve özellikle kanıtların takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak;
Kat Mülkiyeti Yasasının 20.maddesinin ikinci fıkrası hükmüne göre ortak giderden payına düşeni ödemeyen bağımsız bölüm malikinin ödemede geciktiği günler için ödemekle yükümlü bulunduğu gecikme tazminatının başlangıç gününün açıkça saptanmış olması gerekir.
Dava konusu ortak giderin dayanağını oluşturan kat malikleri kurulu kararına davalı katılmışsa karar tarihi, kararın alındığı toplantıya katılmamışsa bu kararın kendisine tebliğ edildiği ya da başka bir biçimde borcunu öğrendiği tarih, bu da yoksa hakkında açılan icra takibi nedeniyle ödeme emrinin tebliğ edildiği tarih esas alınmalıdır.
Mahkemece, yukarıdaki esaslar dikkate alınarak davalının ortak gider borcunu öğrendiği günün açıkça belirlenmesi, icra takibinden önce öğrenmediği saptandığında gecikme tazminatının ödeme emrinin tebliğinden itibaren başlatılması gerekir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden davaya konu edilen anayapının ortak gider alacağından dolayı davalı Belediyeye 12.09.2006 tarihinden önce herhangi bir tebligat yapılmadığı, belirtilen tarihte davalının 12.272 TL borcunun bulunduğunun kendisine bildirildiği anlaşılmaktadır. Yukarıda değinilen Yargıtay uygulaması doğrultusunda gerekli incelemenin yapılıp davalı Belediyeye dava konusu borçtan dolayı 12.09.2006 tarihinden önce bu borcu ödemesi konusunda (borcun niteliği ve miktarı da belirtilmek suretiyle) herhangi bir bildirimde bulunulup bulunulmadığının yöntemince araştırılması sonucunda davalının temerrüde düştüğü tarihin açıkça belirlenip gecikme tazminatının buna göre hesaplanması gerekirken, borcun ait olduğu aydan itibaren gecikme tazminatının işletilmiş olması doğru görülmemiştir.
Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, E. 2008/9787, K. 2009/1357, 19 Şubat 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama