KÜNYE
(Kapatılan) 18. Hukuk Dairesi 2009/13904 E., 2010/3086 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Mart 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
325 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Dava dilekçesinde kendisinden haksız olarak yapılan cezai kesintinin vakfın emeklilik fonuna iadesi istenilmiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
YARGITAY KARARI
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı dava dilekçesinde, T.C.Merkez Bankası Sosyal Güvenlik ve Yardımlaşma Sandığı vakfı üyesi olduğunu, uzun süre pirim ödediğini, 55 yaşında emekli olmaması sebebiyle kendisinden haksız olarak yapılan 18.816,27 TL. tutarındaki cezai kesintinin daha sonraki yıllarda yapılan kesintiler üzerindeki alacak hakları saklı kalmak kaydıyla, yasal faiziyle birlikte vakıfta tutulan emeklilik fonu hesabına iadesine karar verilmesini istemiştir.
Dava, asliye hukuk mahkemesinde açılmış olup, davalı vekili cevap süresi içinde yetki ve tahkim itirazında bulunmuştur.
Mahkemece, T.C.Merkez Bankası Mensupları Sosyal Güvenlik ve Yardımlaşma Sandığı Vakfı Sosyal Güvenlik Yardımlaşma Yönetmeliğinin 23. maddesinin “Vakıf ile üye arasında Vakıf Senedi ile Yönetmeliğin uygulanmasından doğan uyuşmazlıklar, tahkim yoluyla halledilir. Hakemler Banka Başkanı tarafından belirlenir” hükmüne dayanılarak uyuşmazlığın tahkim yoluyla çözümleneceği gerekçesiyle, mahkemenin görevsizliğine ve dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmiştir.
Vakıf senedinde, vakıfla üyeleri arasında çıkacak uyuşmazlıkların tahkim yoluyla çözümlenmesine veya bu hususun yönetmelikle düzenleneceğine ilişkin bir hüküm yer almamaktadır.
Tahkim sözleşmesi ve şartı borçlar hukuku anlamında bir akit olup, kurulması sırasında esaslı unsurları taşıması gerekir. Somut olayda esas olan, yasanın buyurucu kuralları yanında, vakıf senedi hükümlerinin uygulanmasıdır. Ortada yöntemine uygun bir tahkim sözleşmesi olmadığı gibi vakıf senedinde vakıfla üyeler arasında çıkacak uyuşmazlıkların tahkim yoluyla çözümlenmesine ilişkin bir hüküm de yer almadığına göre, Yönetmeliğin 23.maddesindeki dayanağı olmayan tahkim şartının uygulanması mümkün bulunmamaktadır. Bu bakımdan mahkemenin kendisini görevli sayıp işin esasına girerek tahkikatın tamamlanmasından sonra ortaya çıkacak duruma göre bir karar vermesi gerekirken yazılı olduğu şekilde görev yönünden red kararı verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, E. 2009/13904, K. 2010/3086, 1 Mart 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama