KÜNYE
(Kapatılan) 18. Hukuk Dairesi 2010/12552 E., 2010/16242 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Aralık 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
315 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
YARGITAY KARARI
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Mahkemece üç kez bilirkişi incelemesi yaptırılmış ise de alınan raporlar hüküm kurmaya yeterli değildir.
Şöyle ki;
Kamulaştırma Yasasının 11. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca arsalarda değerlendirme gününden önce özel amacı olmayan emsal satışlara göre satış değerinin tespiti ve bedelin tespitinde etkisi olan diğer unsurlar da dikkate alınarak ikinci fıkra gereğince her unsurun gerekçeleri ve değere katkı oranları ayrı ayrı belirlenip dayanakları da gösterilmek suretiyle değerlendirilerek kamulaştırma bedelinin saptanması gerekir.
Bu saptamanın yapılmasında dikkate alınması gereken diğer bir unsur dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazın belediyelerce belirlenen asgari vergi değerleri arasındaki orandır.
2942 sayılı Yasanın 11. maddesinin (d) bendinde vergi değerleri kıymet takdirinde gözönünde tutulması gereken esaslar arasında sayılmıştır. Bu tür nesnel öğeler sayesinde bilirkişilerin öznel değerlendirmelerini denetleme olanağı elde edilmiş olur. Vergi beyanları ve resmi makamlarca yapılan kıymet takdirleri genellikle taşınmazın gerçek değerini tam olarak yansıtmamakta, gerçek değerinden daha düşük değerler belirlenmektedir.
Ancak, bu husus dava konusu taşınmaz için olduğu kadar emsal içinde geçerlidir ve emsal karşılaştırması yapılırken dikkate alınması yasa gereğidir. Buna göre dava konusu taşınmazlar ile emsal alınacak taşınmazların değerlendirme tarihi itibariyle emlak vergisine esas tutulan asgari m² değerleri ilgili Belediye Başkanlıklarından getirtilerek karşılaştırılması ve değerlendirmeye esas alınan oranlar fahiş ölçüde farklı olduğunda bu farklılık ve çelişkinin giderilmesi gerekir.
Mahkemece bu esaslara uygun olmayan şekilde düzenlenen bilirkişi raporuna dayalı olarak hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.
Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, E. 2010/12552, K. 2010/16242, 14 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama